YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17389
KARAR NO : 2014/10174
KARAR TARİHİ : 22.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Şikayetçiye ait …Mamüller isimli işyerinde çalışan sanığın, tanık … ile birlikte ürün verdikleri işyerlerinden para toplamaya çıktıkları, tanığın kollukta verdiği ifadesinde anlattığı üzere; Dikmen Caddesi üzerindeki BP benzin istasyonunda bulunan markete gittiklerinde tanığın araçtan inmesini fırsat bilen sanığın torpido gözündeki 1.400,00 TL parayı alıp ortadan kaybolduğunun iddia edildiği somut olayda; tanığın kovuşturma aşamasında değişen ifadesine göre; sanığın elektrik ve su borcunu ödeyebilmek için topladıkları paranın içerisinden 250,00 TL’yi şikayetçinin haberi olmadan aldığını beyan etmesi ve sanığın da savunmasında faturalarını ödeyebilmek amacıyla zilyedliği kendisine devredilen paranın bir kısmını mal edindiğini kabul etmesi karşısında hizmet neden ile güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 10 tam gün olarak tayin edilmesi;
TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca, hapis cezası ertelenen sanık hakkında kendi alt soyu üzerindeki velayet,vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğuna hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “10 gün” ve “200,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ile “100,00 TL” ibaresi eklenmek ve TCK’nın 53/1-c maddesine ilişkin kısmın hükümden tamamen çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.