YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/7325
KARAR NO : 2014/31949
KARAR TARİHİ : 13.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I)Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
TCK’nın 50/5. maddesinde öngörülen düzenlemeye göre ve hükmolunan cezanın tür ve miktarı bakımından 5219 sayılı Yasa ile değişik 1412 sayılı CMUK’nun 305/1. maddesi gereğince hükmün temyizi olanaklı bulunmayıp kesin nitelikte olduğundan, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II)Suça sürüklenen çocuk hakkında işyeri dokunulmazlığını bozma ve hırsızlık suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
1-Oluşa, suça sürüklenen çocuğun tüm aşamalardaki inkara yönelik savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; olay gecesi saat 04:10 sıralarında bir başka hırsızlık eylemi şüphesi ile suça sürüklenen çocuk ve temyize gelmeyen … ve …’nın yakalandıkları; …’ın görevli polis memurlarına sözlü olarak müdafiisiz alınan beyanında, olay gecesi birçok hırsızlık yaptıklarını müştekinin çay ocağınında bunların arasında olduğunu belirten 27.04.2010 tarihli Yakalama Tutanağı’ndan başka; suça sürüklenen çocuğun atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin delil elde edilemediği bu nedenle beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Kabule göre de;
a-15-20 TL civarında bozuk para çalan suça sürüklenen çocuk hakkında, hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin az olması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesi gereğince verilen cezadan indirim yapılması gerekip gerekmediğinin karar yerinde tartışılmaması,
b-Mahkemece 5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca, baroya yazı yazılarak suça sürüklenen çocuğun savunmasını yapmak üzere zorunlu müdafii görevlendirilmesi nedeniyle, müdafiiye ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden düzenli mali geliri bulunmadığı anlaşılan suça sürüklenen çocuğa yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 13.11.2014 tarihinde oy çokluğuyla ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Suç saat 04 sıralarında mağdurun işyerine girilerek yazar kasa kilidinin bozularak kasada bulunan paranın tamamının (15 TL) alınması suretiyle işlenmiştir.
Değer azlığı hükmünün hükümde uygulanma yeri bulunmamaktadır.
Öncelikle hatırlamakta yarar var ki 5237 sayılı TCK’nun 145. maddesi 765 sayılı TCK’nun 522. maddesine karşılık olarak kabul edilmemiştir. Yine yürürlükteki TCK’nun 145. maddesinin hırsızlık suçunun az cezayı gerektiren bir nitelikli hâli olduğu dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla suçun konusu bu madde kapsamında ele alınırken maddi ve manevi unsurlar belirleyici konuma sahiptir.
Olayda sanık fiilinin konusunu işyerinin kasasında bulunan bütün para olarak belirlemiş, kast ve amaç buna yönelik oluşmuştur. Sanık mevcut paradan bir kısmını almakla yetinseydi değerin azlığı konusu ancak o takdirde gündeme getirilebilecektir.
Kasadaki paranın çok fazla olmaması sanığın lehine kullanılmasını gerektiren imkân sağlamaz. 5237 sayılı TCK’nun 168. maddesinde sanığın pişmanlığını suçu işledikten sonra fikir ve fiil olarak açıkça göstermesi aranırken, 145. maddede ise henüz suçu işlerken suçun konusunu az miktar ve değer için belirlediğini ortaya koyması gerekir. Başka bir örnekle, kişinin cebinden para cüzdanını alan failin cüzdandan az para çıktı diye değer azlığı hükmünden yararlandırılması mümkün değildir.
Değer azlığı hükmü; ihlâl edilen hukukî değerden, failin kastından, amacından, fiilinden, mağdurdan umduğu neticeden bağımsız olarak peşinen ve mutlak şekilde kazanılmış bir hak değildir.
Kaldı ki 5237 sayılı TCK’nun 145. maddesinin uygulanmasına yönelik kıstaslar Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13.11.2007-210-234 sayılı kararı ile ve 6’ncı ve 13’üncü Ceza Dairelerinin çeşitli kararlarıyla eşitlik ve belirlilik ilkeleriyle uyuşan şekilde istikrar kazanmış bulunmaktadır.
TCK’nun 145. maddesinin uygulanmasına yönelik (II/2-a) sayılı bozma yerinde değildir.
Açıkladığım sebeplerle sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 13.11.2014