Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17392 E. 2014/10172 K. 22.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17392
KARAR NO : 2014/10172
KARAR TARİHİ : 22.05.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden
yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, satın aldığı gıda maddeleri karşılığında katılan …’e ciro ederek verdiği suça konu Denizbank Güngören Şubesi’ne ait keşidecisi diğer katılan … olan 30.09.2007 keşide tarihli 5.600,00 TL bedelindeki çekin gününde bankaya ibrazında ödemeden yasaklama kararı verildiğinin ortaya çıktığı, yapılan soruşturma sonucunda; keşideci olarak görünen katılan …’nın aracı ile birlikte suça konu boş çek yaprağının da çalındığının anlaşıldığı, yaptırılan bilirkişi incelemesinde keşideci imzasının katılan …’nın ve sanığın eli ürünü olmadığının tespit edildiği, sanığın savunmasında, çeki kendisinden önceki ciranta olarak görünen …’e sattığı mal karşılığında aldığını beyan etmesine rağmen …’in kim olduğunu ispat edemediği gibi, aralarındaki alış verişe ilişkin herhangi bir belge de ibraz edememesi karşısında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, sanığın Dairemize hitaben yazdığı ek beyanlarına ilişkin delikçelerinde İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.10.2010 tarih, 2010/183 esas ve 2010/312 karar sayılı dosyasında da yargılandığını, aynı nitelikteki deliler gereğince beraat ettiğini beyan etmesi ve dilekçesinin ekindeki karara konu çekin ve dosyanın katılanlarının farklı olduğunun anlaşılması, yine Dairemizin 2013/5056 esas sayılı dosyasında da taraflarının aynı olması nedeni ile her iki dosyanın birleştirilerek görülmesi amacıyla bozulmasına karar verilmesini
istemesine karşın anılan dosyanın şikayetçisinin …, katılanının … Ltd. Şti, dava konusu çekin ise dosyamız ile alakasız başka bir çek olduğunun anlaşılması karşısında sanığın taleplerinin yerinde olmadığı; katılan …’in 27.06.2012 havale tarihli dilekçesinde zararının fazlasıyla karşılandığını, şikayetinden vazgeçtiğini, dosyanın yeniden ele alınarak sanık hakkında indirim sebeplerinin uygulanmasını talep etmesine rağmen 29.01.2010 tarihli karar duruşmasında alacağını henüz tahsil etmediğini beyan ettiği, bu durumda zararın yargılama bitirildikten sonra, temyiz aşamasında giderildiğinin anlaşılması nedeni ile sanık hakkında TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağı tespit edilmiştir.
Adli para cezası belirlenirken tespit olunacak temel günün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması suretiyle belirlenmesi gerekirken temel cezanın suça konu çek bedeli dikkate alınarak 560 gün yerine 100 gün olarak tespit edilip daha sonra elde edilen haksız menfaatin iki katına çıkartılmasının sonuca etkili olmaması karşısında bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 22.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.