YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1639
KARAR NO : 2014/18041
KARAR TARİHİ : 04.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, …’e ait olup, …’de bulunan dairenin kiralık olduğunu öğrenmesi üzerine, mülk sahibini cep telefonu ile arayarak daireyi gezmek istediğini söylediği, …’in de dairenin anahtarının alt kattaki markette olduğunu beyan etmesi üzerine, sanığın dairenin anahtarını buradan aldığı ve kendisine anahtardan bir örnek yaptırdığı, daha sonra bu daire kendisine aitmiş gibi cep telefon numarasını da içeren ilanlar hazırlayarak çevredeki otobüs duraklarına ilanları astığı, bu ilanlardan birini gören şikayetçilerin, ilanda yazılı telefon numarasını arayarak kendisini … olarak tanıtan sanıkla irtibat kurdukları, ertesi gün daireye bakmak üzere sanıkla anlaştıkları, sanığın şikayetçilerle buluştuğunda daha önceden elde ettiği anahtarla dairenin kapısını açarak daireyi şikayetçilere gezdirdiği, şikayetçilerin daireyi beğenmeleri üzerine 250 TL kapora istediği, şikayetçilerin yanında 100 TL bulunması nedeniyle istenilen paranın 100 TL’sini ödedikleri, kalan 150 TL’yi de ertesi gün ödemek üzere sözleşerek ayrıldıkları, ertesi gün tekrar buluştuklarında şikayetçilerin 150 TL’yi de sanığa teslim ettikleri, kira bedeli olarak 850 TL’nin ise bir sonraki gün anahtar teslimi ile birlikte verilmesine karar verdikleri, kararlaştırılan günde buluşmaları üzerine şikayetçilerin 850 TL kira bedelini sanığa verdikleri, sanığın da daireye ait olmayan başka bir anahtarı dairenin anahtarı olduğunu beyan ederek şikayetçilere teslim ettiği, şikayetçilerin almış oldukları anahtar ile daireye bakmak için gittiklerinde, anahtarın kapıyı açmadığını fark ettikleri, sanığı cep telefonundan arayıp durumu sorduklarında sanığın, yanlış anahtar verdiğini, beklemeleri halinde asıl anahtarı getireceğini belirterek telefonu kapattığı, şikayetçilerin beklemelerine rağmen sanığın gelmemesi ve telefonuna da ulaşamamaları üzerine alt katta bulunan markete olayı anlattıklarında, market sahibinin dairenin gerçek malikinin … olduğunu beyan ettiği anlaşılmakla; sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
2- Sanık hakkında tayin olunan gün para cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında TCK’nın 52/2. maddesinin uygulama maddesi olarak gösterilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “90 gün”, “75 gün” ve “1.500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi ve hüküm fıkrasında yer alan “1 gün 20 TL’den” ibaresinden önce gelmek üzere “TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca” ibaresi eklenmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04/11/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.