YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18969
KARAR NO : 2014/12258
KARAR TARİHİ : 18.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın, 158. maddenin ikinci fıkrasında yer alan,bu düzenlemeyle failin,kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu,onlar nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,başkasından menfaat temin etmesi nitelikli dolandırıcılık kabul edilmektedir.Suçun maddî unsuru,kamu görevlileri yanında hatıra sayıldığının, onlarla ilişkisi bulunduğunu iddia ederek,yapılacak aracılık karşılığında kamu görevlisine verilmek üzere,para veya başkaca menfaat almak,kabul etmektir.
Kamu görevlisi,TCK.md.6’da tanımlanmış ve açıklanmıştır.Bu suçun meydana gelmesi için,suç konusunun resmî nitelikte bir iş olması ve failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahsederek dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmesi gerekir.Faildeki ahlaki kötülüğün,yalnız
başkalarını dolandırmakla kalmayıp,aynı zamanda kamu görevlilerini şüphe altına sokmasındaki vahameti,suçu nitelikli hâle getirmiştir.
Bu iddia yapıldığında, o kamu görevlisinin gerçekten var olup olmadığı, ya da o işi yapmaya yetkili bulunup bulunmadığının bir önemi yoktur. Ancak nüfuzdan faydalanacağı söylenen kişinin kamu görevlisi olması gerekir.Kamu görevlisi sayılmayan bir kişiyle ilişkisinden dolayı bir yarar sağlanması halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır.Kamu görevlisinin taraflarca tanınan ve bilinen bir görevli olması aranmaz.Asıl olan tarafların anladıkları ve anlattıkları memurun makam olarak belirlenebilen bir görevli olmasıdır.Failin mağdurdan sağladığı çıkarı….Başsavcısına,…kaymakamına, vereceğim şeklindeki beyanında Başsavcının,Kaymakamın kişi,makam ve görev olarak yeterince belirliliği bulunmaktadır.Failin,belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan,milletvekillerinden,hakimlerden,tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve TCK’ nın 158/2 maddesi uygulanamıyacaktır.Keza,failin, belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin kendisini Kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.)olarak tanıtıp müştekinin tayinini yaptırabileceğini söylemesi halinde eylemi,basit dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır.
Kamu görevlisine gerçekten ve onun bilgisi içinde çıkar sağlanmış ise eylem rüşvet suçunu oluşturacaktır.
Sanık …’ın Ankara’da bir kafede tanışığı … ve …’na yanlarında tanık Bülent Akçaoğluda bulunduğu sırada Ankara’da iş takipciliği yaptığını Tarım ve Köyişleri Bakanı …’in yeğeni olduğunu DSİ Genel Müdürü …’nu da tanıdığını, kendisine ağabey diye hitap ettiğini Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nde 4 kişilik işçi kadrosu bulunduğunu bu kadrolara işçi alınacağını, tanıdıkları varsa söylemelerini belirtmesi üzerine …’nun karısı …’yi işe koymasını istediği, ayrıca … ve … sanığın kişi ve makam belirten sözlerini eklemeksizin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne üç işçi alınacağına bu konuda yardımcı olacağına ilişkin sözlerini katılanlar …, … ve …’a ileterek bu kişilerin istemeleri halinde bu kadrolara kendilerinin veya akrabalarının yerleştirilecekleri hususunda beyanda bulundukları, …, … ve …’ın kızı …’ın bu kadrolara işçi olarak alınmak üzere sanığın bildirdiği, nüfus cüzdanı sureti ve ikametgah ilmuhaberi gibi bir kısım belgeleri ve kişi başına 7.000,00 Türk Lirasını sanık …’a gönderdikleri, durumdan emin olmak için Ankara’ya gelen katılanların sanık tarafından ilgili kuruma götürülerek bir kısım resmi belgelerin gösterilerek bu işe alınacakları hususunda ikna edildikleri, ikamet ettikleri şehire döndüklerinde sanığa işin akıbetini sordukları sırada sanığın yeni masraf çıktığını ödemezlerse daha önce ödedikleri miktarında boşa gideceğini söyleyerek her bir katılandan bir miktar para daha aldığı, bir süre daha oyaladıktan sonrada beni aramayın sizin işinizi Şule hanım yapacak diyerek katılanlara cevap vermediği anlaşılan olayda sanığın eylemlerinin dolandırıcılık suçlarını oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın herbir katılana karşı eylemini zincirleme biçimde gerçekleştirdiği halde hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.