Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21721 E. 2014/13698 K. 08.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21721
KARAR NO : 2014/13698
KARAR TARİHİ : 08.07.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın asker arkadaşı olan temyiz dışı sanık …’yu arayarak eniştesinin tarlasında altın bulduklarını, uygun bir fiyata verebileceklerini söylediği, sanık …’nun da bunu katılana anlattığı, katılan ve temyiz dışı sanık …’nun …. ilçesine geldikleri, burada sanık … ve kendisini …’in eniştesi …. olarak tanıtan sanık … ile buluştukları, sanık …’ın katılanı, kendisini özürlü olarak tanıtan ve ismini … olduğunu beyan eden sanık….’ın yanına götürdüğü, yanlarında bir kişinin daha olduğunu, ancak şahsın kimliğinin tespit edilemediği, sanıkların mağdura önce gerçek altın verdikleri, mağdurun altını kuyumcuda bozdurduğu, diğer altınların da gerçek olduğu inancına kapıldığı, kardeşinden temin ettiği 60.000 TL ile birlikte temyiz dışı sanık … ve kardeşi …ile birlikte yeniden … ilçesine geldikleri, burada sanık … ile buluştukları, sanığın katılandan 60.000 TL’yi aldığı ve altınları getireceğini söyleyerek beklemelerini isteyip olay yerinden uzaklaştığı, geri gelmediği gibi ortadan kaybolduğunun anlaşıldığı olayda, sanıkların eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyumluk yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üst soyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve…. müdafi ile sanık … müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından tamamen çıkartılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.07.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.