Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19432 E. 2014/4555 K. 12.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19432
KARAR NO : 2014/4555
KARAR TARİHİ : 12.03.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’ın, katılan ile … köyündeki 170 dönüm tarlasını iki yıllığına kiraya vermek için noter huzurunda anlaşma yaptığı, katılanın, ilk yıldaki doğrudan gelir desteğinin hepsini sanık …’in istemesi üzerine ona verdiği, ikinci yılında ise devlet tarafından 500 dönüme kadar doğrudan gelir desteği verildiği için kendisine ait olan 470 dönüm araziye sanıktan kiraladığı 170 dönün arazinin 30 dönümününü ekleyerek pirim istediği ve sanığa sadece 30 dönüme tekabül eden miktarı ödemek istediği, sanık …’in kabul etmediği, daha sonra sanık tarafından kendisine kiralanan 170 dönümlük arazinin bir kısmını eşi diğer …’a muvafakat vererek, bu kısım üzerinden doğrudan gelir desteğini haksız olarak aldığını duyması üzerine sanıklar hakkında şikayetçi olduğu olayda; sanık … ile katılan arasında yapılan sözleşmenin 01.09.2007 tarihinde sona erdiği, doğrudan gelir desteği talebinin ise sözleşmenin bitimine yakın olan 20.07.2007 tarihinde yapıldığı, sanık …’in savunmasında 2007 yılının Ekim ayında araziyi kendisinin ekeceğini düşünerek başvuruda bulunduklarını suç kastının olmadığını savunduğu, ayrıca; sanık …, kendi adına kayıtlı kira sözleşmesine konu 1357 parsele eşi …’a muvafakat vererek İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından bildirilen 75,86 TL doğrudan gelir desteği tahakkuk ettiği, tahakkuk edilen bu paranın sanık … adına kayıtlı diğer gayrimenkullerle birlikte hesaba yatırıldığı, sanıkların yatırılan bu paranın 1357 parsele yatırıp yatırılmadığı hususunda bilgilerinin olup olmadığı hususunun şüphede kaldığı, oluşa, dosya kapsamına, tanık beyanları ve sanıkların savunmalarına göre; sanıkların dolandırıcılık kastıyla hareket ettiklerine dair savunmalarının aksine yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 26.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.