YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1970
KARAR NO : 2014/17760
KARAR TARİHİ : 30.10.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’ın, babası olan ve hakkında beraat kararı verilen sanık …’nin bilgisi ve rızası dışında 9000 TL bedelli çeki yetkisi olmadan babası yerine doldurup keşide ederek dayısı olan beraat eden sanık …’e hayvan alış verişinde kullanması amacıyla hatır çeki olarak verdiği, beraat eden sanık …’in de Sakarya merkezde tanımadığı ve hayvan aldığı bir kişiye beraat eden diğer sanık …’i de kefil olması sebebiyle ve onun da çekin arkasını cirolamasıyla verdiği, daha sonra sanık …’in çekin bedelini haricen hayvan aldığı kişiye ödemesi sebebiyle suça konu çeki bu kişiden alarak sanık …’a iade ettiği, sanık …’ın da bu kez aynı çeki tarihini değiştirip üzerini paraflamak suretiyle aldığı 9000 TL borç karşılığında beraat eden sanık …’a hatır çeki olarak verdiği, beraat eden sanık …’un kendisinde bulunan bu çeki paraya ihtiyacı olan tanık …’na verdiği, tanık …’nin de çeki borcuna karşılık beraat eden sanık …’a verdiği, beraat eden sanık …’nın da çeki aldığı araç karşılığında katılan … Balcıya verdiği, suça konu çek ile ilgili karşılığının bulunmaması nedeniyle katılan …’ın beraat eden sanık … aleyhine Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2007/1899 esas sayılı dosyasıyla başlattığı icra takibine beraat eden sanık …’nin itiraz etmesi üzerine Sakarya 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2007/84- 2008/207 K. sayılı dosyası ile yapılan yargılama sırasında bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda suça konu çekteki keşideci imzasının beraat eden sanık …’ye ait olmadığının tespit edildiği, sanık …’ın çeki babasının bilgisi dışında keşide ettiğini ve tarihini değiştirdiğini doğruladığı, katılanın beraat eden sanık …’dan çeki ödemesini istediği bunun üzerine sanık …’ın katılana ödemesi için …’a 3000 TL kısmi ödemede bulunduğu, bunun katılan tarafından da doğrulandığı somut olayda;
1-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 58/1. maddesinin “Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır” hükmüne aykırı olarak Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.10.2007 tarih ve 2007/55 Esas, 2007/300 Karar sayılı suç tarihinden sonra 22.02.2010 tarihinde kesinleşmiş hükmünün tekerrüre esas alınması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince ugyulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan TCK’nın 58. maddesinin tatbikine ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a- Sanığın, katılana verilmek üzere çek bedeli karşılığı 3000 TL ödediğinin sanık savunması ve katılanın beyanından anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 168/4. maddesi kapsamında, bu kısmi ödemeye rızası olup olmadığı hususlarının katılana sorularak, sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b- TCK’nın 58/1. maddesinin “Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır” hükmüne aykırı olarak Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.10.2007 tarih ve 2007/55 Esas, 2007/300 Karar sayılı suç tarihinden sonra 22.02.2010 tarihinde kesinleşmiş hükmünün tekerrüre esas alınması,
c- 5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirleneceği gözetilmeden doğrudan haksız elde olunan menfaatin iki katı esas alınmak suretiyle adli para cezası tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığıntemyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30/10/2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.