YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17287
KARAR NO : 2014/10254
KARAR TARİHİ : 22.05.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın “sahibinden.com” adlı internet sitesinde 2001 model Volkswagen Bora marka araçla ilgili satış ilanı verdiği, katılanın ilanda gösterilen numarayı aradığında telefonda görüştüğü kişinin kendisine isminin … olduğunu, Kuşadası’nda ikamet ettiğini, aracın oğlu adına kayıtlı olduğunu, Ankara’da buluşarak arabayı teslim edeceğini belirttiğinden aracın 15.000 TL satışı konusunda anlaştıkları, sanığın şikâyetçiye “Bir kaparo gönderin de, ben de aracı sattığımı bileyim” dediği, katılanın 200 TL kaparoyu sanığın belirttiği PTT posta çeki hesabına yatırdığı, katılanın aracı teslim almak için Ankara’ya gittiğinde sanığa ulaşamadığının iddia edildiği olayda;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 02.04.2013 tarih ve 2012/15-1293-2013/111 E-K sayılı ilamında da açıklandığı üzere, sanığın eyleminin TCK’nın 158/1-f maddesinde yer alan dolandırıcılık suçunu oluşturduğu halde, aynı maddenin “g” bendinden hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 22.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.