YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/6636
KARAR NO : 2014/10238
KARAR TARİHİ : 22.05.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandıcılık, resmi belgede sahtecilik, 5490 sayılı Kanuna muhaleet (Değişen suç vasfı nedeniyle görevi ihmal)
HÜKÜM : Düşme, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik incelemede:
Sanık hakkında 07/08/2003 tarihinde muhtarlıktan sahte nüfus cüzdanı talep belgesi alıp bu belgeye istinaden sahte nüfus cüzdanı çıkararak katılan kuruma başvurup maaş bağlattığı olayda, eyleminin suç tarihi itibariyle 765 sayılı Kanunun 350. maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı ve suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Sanık … hakkında görevi ihmal suçundan verilen düşme kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına,
kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’ın gerçekte … ve… kızı ve 1942 doğumlu olduğu, öz kardeşi olan …’nın 16.05.2003 tarihinde öldüğü, 1963 yılında evlenmiş olduğu eşi … Kayadan 18.07.2003 tarihinde boşandığı, … …’ın ölmesiyle şüphelinin boşanması arasında yaklaşık 2 aylık kısa bir süreç olduğu, ölen kardeşi … …’ın 1956 yılında doğup aynı yıl nüfusa tescil edilmiş olan kızı …’ın kimlik bilgilerini kullanarak nüfus cüzdanı çıkarmak istediği, bunun için de dosya içerisinde bulunan nüfus cüzdanı talep belgesiyle 07.08.2003 tarihinde sanık muhtar …’e talepte bulunduğu, sanık …’ın muhtardan aldığı belge ile Oğuzeli Nüfus Müdürlüğüne başvurarak kayıtta açık görünen 1956 d.lu … kimlik nolu … ve… kızı … adına kimlik aldığı, bu şekil de aynı şahıs adına 2 ayrı kimlik verilmiş olduğu, sanık daha sonra aldığı yeni kimlikle ölen ve yeni kimliğinde babası olarak görünen … … sebebiyle SSK Müdürlüğünden …tahsis numarası ile 01.06.2003 tarihinden itibaren dul ve yetim aylığı almaya başladığı, Nisan 2008 itibariyle toplam 23.099,93 TL almış olduğu, ayrıca şüphelinin kocasından boşanmış olmasına rağmen kendi beyanında ve yapılan araştırmalarda halen beraber yaşamakta olduklarının tespit edildiği, bu durumun boşanmanın danışıklı ve … … üzerinden dul ve yetim aylığı almak üzere yapılmış olma ihtimalini güçlendirmiş olduğu, şüpheli …’ın en büyüğü 1964 doğumlu (1965
yılında nüfusa tescil edilmiş) 6 çocuğu olduğu, kendisinin gerçekte 1956 doğumlu olduğu şeklinde olan savunmasının 8 yaşında evlenip çocuk sahibi olmasının mümkün olmaması sebebiyle inandırıcı bulunmadığı, bu şekilde gerçekte 1942 doğumlu olmasına rağmen bir şekilde haberdar olduğu … adına 1956 d.lu nüfus kaydını kullanarak kimlik çıkardığı, … …’ın 16.05.2003 tarihinde ölmesi üzerine hemen 2 ay içinde boşanarak çıkarmış olduğu gerçeğe aykırı kimlik kaydı ile … … üzerinden dul ve yetim aylığı almaya başlayarak menfaat temin ettiği iddia edilen olayda olayda;
Sanığın aslında … … kızı olduğunu savunması, nüfusta babası gözüken…’nın çocukları olan … ve … ile tanık ..’ın sanığın …’nın kızı olduğunu, dedesinin nüfus kaydına alındığını beyan etmeleri, Nüfus kayıtlarına göre …’nın 01/01/1956 doğumlu … isminde bir kızının 20/03/1956 tarihinde nüfusa tescil edildiği, aynı şekilde … …’ın 01/01/1942 doğumlu … isminde kızının 06/07/1965 yılında nüfusa tescil edildiği, tanık…’ın beyanında muhtar olan diğer…’in nüfus müdürlüğüne gelerek 1942 doğumlu …’ın ölüm kaydının nüfusa düşülmesini istediğini, mükerrer kayıt nedeniyle böyle bir talepte bulunduğunu beyan etmesi üzerine olayın ortaya çıktığını belirtmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti için … kızı 1956 doğumlu …’ın gerçekte yaşayıp yaşamadığı araştırılarak tanık sıfatıyla beyanının alınması, gerektiğinde 1942 doğumlu Musa kızı sanık …’ın usulüne uygun olarak verilen moleküler genetik inceleme kararı ile …, … ve …’tan alınacak örnekler üzerinde DNA testi yapılarak aralarında karşılaştırma yapılarak … ve …’la aynı babadan olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/05/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.