Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/9171 E. 2014/10190 K. 22.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/9171
KARAR NO : 2014/10190
KARAR TARİHİ : 22.05.2014

Dolandırıcılık suçundan sanıklar … ve …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 5237 sayılı TCK’nın 157/1, 62 ve 52/2 maddeleri gereğince neticeden hapis cezasından çevrilen 6.000,00 TL ve doğrudan hükmedilen 80,00 TL adli para cezası ile sanık … hakkında ayrıca TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına, sanık …’un TCK’nın 157/1, 39,62,52/2 maddeleri gereğince neticeden hapis cezasından çevrilen 3.000,00 TL ve doğrudan hükmedilen 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Bilecik Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29.03.2007 tarihli ve 2006/312 esas, 2007/95 karar sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine düşme ve bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.09.2010 tarih ve 2010/214295 sayılı tebliğnamesi ile dairemize gönderilmiş, Dairemizin 21.03.2013 tarih ve 2011/20913 Esas 2013/5321 sayılı kararıyla sanık … hakkındaki kararın onanmasına; sanık … hakkındaki kararın düzeltilerek onanmasına, sanık … hakkındaki kararın bozulmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK.nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine Dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 21.03.2013 tarih ve 2011/20913 Esas 2013/5321 sayılı kararının sanık … ile ilgili kısmının KALDIRILMASINA,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen

belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıklar … ile …’ın amaç ve fikir birliği içerisinde mağdurun iş yerine gittikleri, sanık …’in kendisine iki adet kombi alacakmış gibi pazarlık yaptığı, kombilerin teslim edileceği adresi vererek iş yerinden ayrıldığı, diğer sanık …’ın iş yeri sahibi ile verilen adrese kombileri götürdüğü, sanık …’in mağdurla telefonda konuşup, ödeme yapmak için kendisini bankaya çağırdığı, mağdurun adresten ayrılması üzerine sanık …’in geldiği, diğer sanık …’un kendilerine yardım etmek için temin ettiği araca kombileri yükleyip İstanbul’a kaçtıkları şeklinde gerçekleşen eylemde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 22/03/2007 tarihli ve 2006/10559 esas, 2007/4396 karar sayılı ilâmında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106 ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sadece özgürlüğü bağlayıcı cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesinin mümkün olduğu gözetilmeden, sanık hakkında hükmolunan adlî para cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve “1 yıl süre ile” denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına yönelik birinci maddesinin beşinci fıkrasının tamamen çıkartılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.05.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi