YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18982
KARAR NO : 2014/12274
KARAR TARİHİ : 18.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’nin katılandan 2.000 TL karşılığında aldığı otomobilin parasını ödemediği ve 29/05/2009 tarihinden üç gün önce de katılanı telefonla arayarak elinde … marka bir aracının olduğunu, isterse borcuna karşılık verebileceğini söyleyerek Soma’ya çağırdığı, 29/05/2009 tarihinde katılan ile buluştukları sanık …’nin yanında diğer sanık …’in de bulunduğu, sanık …’nin bu defa katılana vermeyi vadettiği araçta bir problem olduğunu, galeriden … marka başka bir aracı taksit ile alıp katılana satacağını söylediği ve ardından telefonla Yırcalı … olarak bilinen sanık …’ı arayarak aracı getirmesini söylediği, sanık …’in … plaka sayılı şahin marka 1990 model aracı getirdiği, katılanın araca bakarak 4750 TL’ye almayı kabul ettiği, sonuç olarak katılanın önceden alacağı olan 2000 TL’yi düşüp, sanık …’ye 1500 TL nakit ve kalan miktar için senet vermesi hususunda anlaştıkları, sanık …’ın ayrılıp gittiği,
katılan ve tanık … ile sanıklar … ve …’ın birlikte Finansbank’a gittikleri, katılanın bankadan para çekip toplam 1200,00 TL’yi sanık …’e vermesinin ardından, sanıkların katılan ve tanığı bir kahvehaneye bırakarak senetleri hazırlayıp geleceklerini söyleyerek uzaklaşıp bir daha gelmedikleri olayda, sanıkların eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık …’ın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 37 maddesi delaleti ile dolandırıcılık suçuna iştirak olduğu gözetilmeden yazılı şekilde aynı kanunun 39/1 maddesi ile uygulama yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıklar hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkralarından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “12 gün” ve “2400 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla“ 5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.