Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21955 E. 2014/13455 K. 07.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21955
KARAR NO : 2014/13455
KARAR TARİHİ : 07.07.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak
kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
… Belediyesinde resmi bir görevi olmadığı ve … Üyeliği de bulunmadığı halde; kendisinin çevresinde bu sıfatla tanınmasını sağlayıp, iş bitirici partili olduğu inancını yayan sanığın; iddianamede gösterilen gerçek kişilere “… … Belediyesinin ve… Büyükşehir Belediye Başkanlığı … Genel Müdürlüğünün muhtelif birimlerinde ise yerleştirebileceği…” vaatlerinde bulunarak onlardan 2005 yılı Ocak ilâ Haziran ayları arasında bir kısım evrak ve paralarını alarak haksız yarar sağlaması eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
1-… Genel Müdürlüğüne karşı “nitelikli dolandırıcılık” suçundan açılan kamu davasında; yapılan kovuşturma neticesi katılan kurum vekilinin yüzüne karşı tefhim olunan sanığın “beraatine” ilişkin mahkemenin 21.06.2006 tarih ve 2005/466 E; 2006/287 K.sayılı kararının temyiz edilmemekle kesinleşmesine rağmen; Yargıtay 11. Ceza Dairesinin sanık hakkında verilen “mahkumiyet” hükümlerini kapsar 03.04.2009 tarih ve 2009/3036 E; 3842 K. Sayılı “bozma ilamı” sonrasında yapılan kovuşturma neticesinde de yeniden verilen “beraat” kararı hukuki değerden yoksun olup “yok hükmünde” bulunduğundan; anılan Kurum vekilinin 18.12.2009 tarihli “beraat” kararına yönelen 7.1.2010 havale tarihli dilekçesiyle vaki temyiz isteminin 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. Maddesi uyarınca “temyiz incelemesine konu olabilecek hukuken geçerli bir hüküm bulunmadığından” REDDİNE,
2-Şikayetçi…; mağdurlar …,….ve ….’e karşı “nitelikli dolandırıcılık” suçlarından sanık hakkında verilen “mahkumiyet” kararlarına yönelen sanık müdafinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sırasıyla 18.05.2005; 07.04.2005; Mart 2005; Mayıs 2005 Ocak 2005 olan suç tarihlerinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında başlıkta ismi zikredilen gerçek kişilere karşı “nitelikli dolandırıcılık” suçlarından açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
3-Mağdureler…. ve….’ye karşı “nitelikli dolandırıcılık” suçlarından sanık hakkında verilen “mahkumiyet” kararlarına yönelen sanık müdafinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak, oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Temel hapis cezaları alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde aynı gerekçelere dayanılarak adli para cezalarının belirlenmesine esas alınan temel tam gün birim sayılarının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle belirlenmeleri,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. Maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1 ve 2 no.lu ana başlıklarının birinci paragraflarında yer alan “75”; ikinci paragraflarındaki “25”; üçüncü paragraflardaki “500” rakamlarının çıkartılarak yerlerine sırasıyla “5”; “1”; “20” rakamları yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA 07.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.