YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19881
KARAR NO : 2014/4953
KARAR TARİHİ : 18.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkânını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; sanığın, katılandan patates aldığı, bir kısım borcunu nakit olarak ödediği, kalan borcuna karşılık …A.Ş. … Şubesi’nin 9.420 TL tutarlı keşidecisi … olarak görülen çeki ciro ederek gönderdiği, katılanın çekten şüphelenerek … Şubesi’ne kontrole götürdüğü ve banka yetkililerinin çekin sahte olduğunu söylemesi üzerine, sanık hakkında dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanık …’in toptan olarak sebze meyve alım satım işi yaptığı, katılan …’nün ise … ilinde patates üretimi ve toptan satış işi yaptığı, 2006 yılı Haziran ayında sanık …’in telefon ile katılanı arayarak patates talep ettiği, bedel üzerinde anlaştıkları, sanığın irsaliye belgesi gönderdiği, katılanın farklı kamyonlar ile toplam 33 ton civarında patates yollamış olduğu, satış bedelinin 12.344 TL olduğu, sanığın posta havalesi yolu ile 2.000-TL parayı nakit olarak gönderdiği, kalan borcu için de suça konu olan 9.420-TL bedelli çeki yollamış olduğu, sanığın suça konu olan ve sahte olarak düzenlendiği anlaşılan belgeyi bir ödeme aracı olarak kullanmadığı, telefon görüşmesi ile yapılan anlaşma üzerine katılanın 33 ton civarında patatesi sanığa göndermiş olduğu, sanığın satış bedeli karşılığında 2.000-TL parayı nakit olarak ödediği, kalan borcu karşılığında da suça konu belgeyi düzenleyip göndermiş olduğu, bu durumda önceden doğmuş bir borç karşılığında sahte belge kullanma eyleminde dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun sabit olmadığı gerekçesi ile bu suçtan dolayı sanığın beraatına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 18.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.