YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12734
KARAR NO : 2014/5004
KARAR TARİHİ : 18.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, …’ta yolcu taşıma işi yapan şikayetçiye kendisini polis olarak tanıtıp, … Havalimanına yolcu olarak gelen misafirlerinin taşınması hususunda şikayetçi ile anlaşmaya vardığı, birlikte şikayetçiye ait araçla havalimanına gittikleri, sanığın, polis olduğuna dair ele geçirilemeyen bir kimlik ve kuru sıkı tabancayı şikayetçiye göstererek güven sağladıktan sonra, üzerinde kredi kartı bulunmadığını ve paraya ihtiyacı olduğunu söyleyip şikayetçiye ait kredi kartından daha sonra ödemek üzere 800 TL para çektiği ve şikayetçinin aracını park
etmesinden yararlanarak olay yerinden kaçtığı anlaşılmakla, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/7. maddesi gereğince cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak; bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 3. bendindeki tekerrür uygulanmasına ilişkin bölümün son kısmına “aynı maddenin 7. fıkrası gereğince cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ifadesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18/03/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.