Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10180 E. 2014/4039 K. 05.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10180
KARAR NO : 2014/4039
KARAR TARİHİ : 05.03.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık …’in 20.12.2011 tarih ve 2009/838 E. 2011/235 K. sayılı ek karara yönelik olarak yaptığı temyiz talebine ilişkin incelemede;
Temyiz isteminin reddine dair 20.12.2011 tarih ve 2011/235 Karar sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, temyiz isteminin reddine dair ek kararın ONANMASINA,
2-Sanık …’in temyiz talebine yönelik olarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Hırsızlık suçunda ise; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur.
Somut olayda; katılan ile temyize gelmeyen sanık …’in aynı yerde askerlik yaptıkları, sanık …’in katılanı arayarak kendisinin elinde 20 kg kadar altın olduğunu, iki adet de heykel bulunduğunu, söz konusu altın ve heykelleri satmak istediklerini, kendisinin alıp alamayacağını sorduğunu, katılanın kabulü üzerine katılanın olay tarihinde ikamet ettiği … ilinden geldiği,sanık …’in, katılanı diğer sanık …’in evine götürdüğü, burada sanık …’nin katılanın altınları gösterdiği, daha sonra katılanın 200,00 TL kapora vererek buradan ayrıldığı, katılanın daha sonra …’a giderek yanına 9.500,00 TL para aldığı, katılan ile sanık …’nin olay tarihinde … ilçesinde buluştukları, katılanın …’ye 9.500,00 TL para verdiği, sanık …’nin söz konusu altın ve heykelleri getireceğini söyleyerek olay yerinden ayrıldığı, sanığın parayı alarak uzaklaştığı, katılanın, sanığın telefonlarını aradığı, dolandırıldığını anlayarak şikayetçi olduğu, sanık …’nin savunmasında suçlamayı kabul etmediği, olayda bir bağlantısının olmadığını savunduğu, sanık …’in alınan beyanında kendisinin altın alış verişinden haberdar olmadığını, … ile bir piknik esnasında tanıştığını, …’nin evine arkadaşlarıyla birlikte geldiğini, kendisinin de evden ayrıldığını savunduğu, …’in ve katılanın …’i teşhis ettiği, sanık …’in evini kullandırmış olması, olayın gerçekleşme biçimi dikkate alındığında diğer sanık … ile hareket ederek katılanı dolandırdıkları, her ne kadar sanık …, …’i teşhis etmiş ise de suça iştirak ettiği, evini kullandırdığı, böylelikle üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunu, irade birliği, içerisinde işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığa tayin olunan hapis cezasının ertelenmesine karar verilirken süre belirtilmek suretiyle hükmün infazında tereddüte yol açılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nınun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, ertelemeye ilişkin hüküm fıkrasından “ERTELENMESİNE” ibaresinin önünde yer alan “ikişer yıl süre ile” ibaresinin çıkarılması suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.