YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/33201
KARAR NO : 2014/5301
KARAR TARİHİ : 20.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıklar … ve …’in … Anonim Şirketi’ni temsile yetkili ortak oldukları, sanık …’nın da adı geçen şirketin muhasebesine bakmakla görevli işçi olduğu ve şirket yetkilisi sanıkların bilgisi ve talimatı ile onların imzalarını taklit ederek şirket borçlarına karşılık çek keşide ettiği, çeklerin bu durumunu bilen ve sanık … in eski eşi olup, şirket yönetiminde fiilen aktif görev alan sanık …’ın da, diğer sanıklarla birlikte hareket ederek, alacaklı katılan ve müştekilere ticari ilişki çerçevesinde bahse konu sahte çekleri verdiği iddiasıyla dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
A-Katılanlar …, … ve … vekilinin sanıklar hakkında verilen beraat kararlarına, katılan … vekilinin sanık …… hakkında verilen beraat kararlarına yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Müştekiler …, … ve …’nın sanıklardan şikayetçi olduklarına ve cezalandırılmasına karar verilmesine yönelik beyanlarının davaya katılma iradelerini yansıttığı, mahkemece davaya katılma talepleri hususunda bir karar verilmemiş ise de; suçtan zarar gören müştekilerin 5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesine göre, sanıklar hakkında kurulan hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Katılanlar …, …ve … vekilinin yüzüne karşı tefhim olunan hükme yönelik, yasal süresi geçtikten sonra 09.08.2012 havale tarihli dilekçesi ile temyiz talebinde bulunduğu, katılan …’in de 16.04.2012 havale tarihli dilekçesi ile sanık …’dan olan şikayetinden vazgeçtiği, adı geçen sanık bakımından katılan sıfatının ve hükmü temyiz yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılanlar vekillerinin vaki temyiz taleplerinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
B-Sanıklar … ve … müdafiileri ve sanık …’ın resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerine, katılanlar…, …, … İnşaat Nakliye ve Turizm İşletmesi Ticaret Limited Şirketi, … Makine San. İç ve Dış Tic. Paz. Ltd. Şti. ve … Mühendislik vekillerinin, resmi belgede sahtecilik suçundan sanık… hakkında ve katılan …, …, …, … İnşaat Nakliye ve Turizm İşletmesi Ticaret Limited Şirketi, … Makine San. İç ve Dış Tic. Paz. Ltd. Şti. ile … Mühendislik vekillerinin nitelikli dolandırıcılık suçundan tüm sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz istemleri yönünden;
Müştekiler … İnşaat Nakliye ve Turizm İşletmesi Ticaret Limited Şirketi,… Mühendislik ,… ve…’nın sanıklardan şikayetçi olduklarına ve cezalandırılmasına karar verilmesine yönelik beyanlarının davaya katılma iradelerini yansıttığı, mahkemece davaya katılma talepleri hususunda bir karar verilmemiş ise de; suçtan zarar gören müştekilerin 5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesine göre, sanıklar hakkında kurulan hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1-Sanık …’nın suça konu şirketin muhasebecisi olması ve katılanlara verilen çeklerin üzerinde bulunan ve şirket adına çek imzalamaya yetkili bulunan … ve …’un yerlerine, onların bilgisi dahilinde, rızalarıyla imza attığını savunması, sanık …’in hazırlık anlatımında ev hanımı olduğunu ve eski eşi olan …’ın şirketi yönettiğini ancak, imza yetkisi kendisinde olduğundan sanık …’ya yerine imza atma
yetkisi verdiğini beyan etmesi, bu beyanın eski eşi olan sanık … tarafından da doğrulanması ve …’ın da yetkili imza sahibi olmaması ve bu imzalarla ilgili eski eşi dışında …’a yönelik müdahalesinin tespit edilememesi karşısında, sanık…’un da şirketten ayrıldığı 30.06.2008 tarihinden önce muhasebeci … tarafından kendi imzası yerine imza atılan çeklerin de ödenmesine karşı çıkmaması ile rızasının belirlendiği gözetilerek, katılanlara verilen çeklerin 30.06.2008 tarihinden sonra keşide edildiği görünenlerin önceden verilmiş ve ileriye yönelik çekler olup olmadığı,gerektiğinde katılanlar ile keşideci şirketin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak araştırılıp, sanıkların sahtecilik suçunu ne şekilde işledikleri denetime imkan verecek derecede karar yerinde tartışılmadan, yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-Dolandırıcılık suçuna konu çeklerin sahte olarak tanzim edilip, şirket alacaklarına karşılık katılanlara verildiği, ödeme tarihinden önce, şirketin rızası dışında çıktığı gerekçesiyle bankalara ödemeden men talimatı verildiği ve yapılan icra takiplerine itiraz edilerek, imza inkarında bulunulması ve sanık … …’un çeklerin keşide tarihinden önce şirketten ayrıldığını beyan etmesi karşısında; inceleme konusu çeklerin ayrı ayrı ileri tarihli olarak keşide edilip edilmediği ve önceden doğan borca karşılık verilip verilmediği, gerektiğinde katılanlar ile keşideci şirketin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bu konunun katılanlardan da sorulmak suretiyle araştırılarak sonucuna göre hukuki durumlarının tayin ve takdiri yerine yazılı şekilde hüküm kurulması;
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar …,…, …, … İnşaat Nakliye ve Turizm İşletmesi Ticaret Limited Şirketi,… Makine San. İç ve Dış Tic. Paz. Ltd. Şti. ve … Mühendislik vekillerinin, sanıklar… ve … müdafiileri ve sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.