Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/13737 E. 2014/15455 K. 24.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13737
KARAR NO : 2014/15455
KARAR TARİHİ : 24.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıklardan … Ankara Barosu avukatlarından olan katılan …’nün 2008 yılı Mayıs ayında kaybetmiş olduğu avukatlık kimlik belgesini bularak bir süre birlikte yaşadığı diğer sanık … ile birlikte müşteki … ile 01.09.2008 tarihinde aylık 450 TL bedel ile kira sözleşmesi düzenleyerek evini kiraladıkları, sanık …’un müşteki … kendisini avukat … olarak tanıtıp bu isimle de kira sözleşmesini imzaladığı, bu evde … ile 6 aya yakın birlikte oturup karı koca hayatı yaşadıkları ve kira bedelini düzenli olarak ödeyip herhangi bir borç bırakmadan ayrıldıkları, daha sonra her iki sanığın katılan … ile 01.02.2009 tarihinde aylık bedeli 600 TL olacak şekilde kira sözleşmesi düzenledikleri, bu sözleşmenin düzenlenmesi sırasında sanık …’un kendisini avukat … … olarak tanıttığı ve katılan …’ye ait kimliği kullandığı, bu kimliği gösterip … ismi ile kira sözleşmesini imzaladığı, sanık …’ın da bu evin kiralanması sırasında kendisini sanık …’un (…) teyzesinin oğlu olarak tanıtarak bu şekilde katılana …’da güven sağladığı, her iki sanığında bu evde bir süre yaşadıkları, ilk aylığı peşin ödeyip geri kalan bedeli ödemedikleri, sanık …’un bu şekilde katılan …’ya yönelik eyleminin resmi belgede sahtecilik, katılan …’a yönelik eyleminin kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik, müşteki … yönelik eyleminin özel belgede sahtecilik suçlarını, sanık …’ın katılan …’ye yönelik eyleminin kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun iddia edildiği olayda;
1-Sanıklar hakkında müşteki …’a karşı gerçekleşen dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan …’nün temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanıklara atılı …’a karşı gerçekleşen dolandırıcılık suçundan doğrudan doğruya zarar görmeyen şikayetçi …’nün kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı gibi usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceği ciheyiyle, mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesİ uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılanın, müşteki …’a yönelik özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında katılan …’a yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet, sanık … hakkında katılan …’a yönelik dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıkların temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
a- Sanıkların kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan Ankara Barosu’nun maddi varlıklarından olan avukat kimliğini kullanarak katılan …’nin evini kiralayıp bedeli ödemeden ortadan kaybolmaktan ibaret eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Sanık …’un temyiz dilekçesi ekindeki belgelere göre aynı konuda aynı mağdura karşı olan eylem nedeniyle … hakkında Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/576 esas, 2009/628 karar sayılı yargılama dosyası bulunduğunun anlaşılması karşısında, bu dosyanın incelenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın gözetilmesine, 24.09.2014 tarihinde oybirlğiyle karar verildi.