Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16076 E. 2014/8472 K. 29.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16076
KARAR NO : 2014/8472
KARAR TARİHİ : 29.04.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların olay günü hep birlikte … plaka sayılı aracı …otomobil pazarına götürüp satış için teşhir ettikleri, araç almak isteyen katılan ile karşılaşıp fiyatta anlaştıkları, katılanın 50 TL kaparo verdiği, sanık …’ın kendisini emekli öğretmen … olarak, diğer sanıkları da oğulları olarak tanıttığı, aracın satışı için …Noterliği önünde buluşmak için anlaştıkları, noterlik önünde sanık …’ın aracın anahtarını katılana verip, 3.000 TL daha elden para ve bono aldığı, aracın tescil kaydının oğlunun üzerinde olduğunu söyleyen sanık …’ın oğullarını alıp geleceğini söyleyerek katılanın yanından ayrıldığı, kendisinde bulunan anahtar ile olay yerinden ayrıldığı, sanıkların fikir ve irade birliği içerisinde hareket ederek katılanı dolandırdıkları anlaşılmakla, dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık …’ın adli sicil kaydına göre tekerrüre esas sabıkası bulunmasına rağmen, hakkında TCK 58. maddenin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Sanıklar hakkında uygulanan hapis cezaları alt sınırdan tayin edildiği halde, adli para cezaları belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle, asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından “180 gün” ve “3600 TL adli para cezası” ifadelerinin yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL adli para cezası” yazılmak suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, , 29.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.