Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3382 E. 2014/19106 K. 18.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3382
KARAR NO : 2014/19106
KARAR TARİHİ : 18.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231.maddesine göre sanık hakkında verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2- Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık … …’in babası …’in avukat olup katılanın sanık olarak yargılandığı Menderes Sulh ceza Mahkemesi’nin 2007/476 esas sayılı dava dosyasında müdafisi olduğu, sanığın bu dosyanın 26/06/2008 tarihli duruşmasına kendisini Av. … olarak tanıtıp girdiği, böylece sanığın katılanı dolandırdığı ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu işlediği iddia olunan somut olayda; sanık ile katılanın birbirlerini tanıdıkları, katılanın da olay günü duruşmada bulunduğu ve savunmasını verdiği, 26/06/2008 tarihli bu celseye avukatı …yerine oğlu olan sanığın girdiğini katılanın bilmemesinin hayatın olaşağan akışına aykırı olduğu, kaldı ki ilgili davanın sanığın girdiği celsede sonuçlanmadığı gibi bu aşamada derdest olduğu, katılanın sanığın duruşmaya babası imiş gibi girmesi sebebi ile katılanın bir zararının bulunduğu yönünde her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının gerçekleşmediği, sanık ve katılan savunması ile tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 18/11/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.