Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/20738 E. 2014/13481 K. 07.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20738
KARAR NO : 2014/13481
KARAR TARİHİ : 07.07.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret, tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’ın şikayetçi olduğu beyan etmesi ve davaya katılma isteminde bulunmasına rağmen kamu davasına katılma istemi hakkında bir karar verilmeyen şikayetçi sanığın 5271 sayılı CMK’nın 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek ve hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenerek, sanık …’a hükmedilen cezanın nev’i ve miktarına göre yasal koşulları bulunmadığından, sanık müdafinin duruşmalı temyiz inceleme isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 318.maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede,
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek;mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanıkların aynı sitede oturdukları, olay tarihinde, sanık …’nın aracının çizilmesi nedeniyle tartışma çıktığı, tartışma esnasında…’nın….’a ‘sizinle konuşmam gerekiyor benim aracımı sizin çizdirdiğinizde şüphe ediyorum’ demesi üzerine, …’ın…’ya hitaben ‘bu sana daha az, bir ihtardır, buradan gideceksin, biz seni burada istemiyoruz, burada bırakıp gideceğin bir ev var ve ona göre davran, orospu ben seni biliyorum sürekli olarak evinize değişik değişik arabalar gelip gidiyor, kısa giyiniyorsun, mini etek giyiyorsun, daha başına neler
gelecek ileride göreceksin’ diyerek hakaret ve tehditte bulunduğu,…’nın …’a hitaben ‘ben savcının eşiyim, sana gününü göstereceğim’ diyerek tehditte bulunduğu, bu esnada olay yerine sanık …’in geldiği ve…’ya hitaben ‘seni burada istemiyoruz, aracına yaptığımız senin için bir uyarı, sen gittiğinde bu evin başına daha neler gelecek, döndüğünde burada böyle bir ev bulamayacaksın’ diyerek tehditte bulunduğu, sanık …’nın…’e hitaben ‘yaptığını beğendin mi ? yalaka, paçavra, maymun, sana gününü göstereceğim’ diyerek hakaret ve tehditlerde bulunduğu iddia edilen olayda, sanık …’nın aracına zarar verildiği için sanık …’in çocuklarını sorumlu tuttuğu,…’nın tanıklar …. ve…. ile bu konuyu görüştüğü sırada sanık …’ın aracı ile geldiği, sanık …’nın aracın önüne çıkarak durdurduğu, sanık …’a kendisi ile görüşmek istediğini kendisi hakkında neden aleyhinde konuştuğunu sorduğu, sanık …’ın da kendisi ile konuşmak istemediği, …’ın peşinden sanık …’nın gittiği, sanık …’in kendisini engelleyerek sanık …’ın baygınlık geçirdiği ve rahatsız olduğunu söylediği, sanık …’nın …’e karşı sen paçavra konuşma diyerek hakaret ettiği ve …’a da aleni ortamda gebersin demek suretiyle hakarette bulunduğu, olay yerinden uzaklaşırken ruhsatlı silahım var vururum demek suretiyle tehditte bulunduğu,
Sanık …’nın … ve ….’e karşı hakaret suçlarını işlediği, sanık …’nın …’a karşı tehdit suçunu işlediği, sanıklar … ve …’ün üzerlerine atılı mala zarar verme, tehdit, hakaret, suçlarını işlediklerine dair, sanık …’nın beyanları delil bulunmadığı anlaşılmakla sanıkların beraatlarına dair karar verildiği,
1-Sanık …’ın hakkında tehdit, hakaret ve mala zarar verme suçlarından, sanık … hakkında tehdit, mala zarar verme suçlarından, sanık … hakkında …’e yönelik hakaret ve …’ya yönelik tehdit suçlarından kurulan hükümlerin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Sanık …’nın diğer sanık …’a yönelik “ruhsatlı silahım var vururum” şeklindeki sözlerinin olayda silahın bulunmaması nedeniyle basit tehdit suçunu oluşturacağının kabulü ile iddianamede bu suçtan açılan davanın mevcut olmasından dolayı tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … ve müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında …’ya yönelik hakaret suçundan kurulan hükmün temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.5.1997 gün ve 76-114 sayılı kararında da açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nın 225/1. maddesi gereğince hükmün konusu, iddianamede gösterilen eylemdir. İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm Kurulması kanuna aykırıdır. Somut olayda iddianamenin anlatım kısmında sanık …’nın diğer sanık …’a yönelik “gebersin” şeklindeki sözleri söylediğinden bahisle açılmış bir dava ile anlatımının bulunmadığı anlaşılmakla; “Fail ve Fiilde Bağlılık Kuralı” na aykırı olarak uygulama yapılmak suretiyle iddianamede hukukî olarak anlatımı ve unsurları gösterilmeyen sevk maddesi belirtilmeyen, hakaret suçundan ek savunma verilen eylemden hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMUK’nın 225 ve 226. maddelerine aykırı hareket edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.