YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16121
KARAR NO : 2014/8610
KARAR TARİHİ : 30.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ile birlikte hareket eden ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen bir şahsın kaldırımda yürümekte olan mağdurun yanına yaklaşarak kalem istediği, mağdurun da vermesi üzerine elinde bulunan kağıda yabancı dilde bir şeyler yazmaya başladığı, daha sonra bu şahsın, Azeri lisanı ile konuşan ve yerde sergi açarak saat satan sanığı göstererek “ bu saatçi Azeri, bu altın saatleri kaçak olarak yurt dışından getiriyor, fiyatları çok uygun, ben kendim kuyumcuyum, şu an üzerimde TL yok Avro var, sen bana yardımcı ol bu saatleri alalım, adamı kaçırmayalım, benim dükkanım … Caddesinde, dükkana beraber gideriz ben senin paranı orada veririm “ diyerek para istediği, mağdurun da buna inanarak 500 TL parayı bu şahsa verdiği, onun da parayı saat satan sanığa verip, gerçekte altın olmayan ve piyasa değeri 80 TL olan suça konu saatleri alarak mağdura verdiği, akabinde mağdurun açık kimliği tespit edilemeyen bu kişi ile birlikte iş yeri olduğunu söylediği yere birlikte gittikleri esnada yine iki şahsın mağduru tutması sonucu diğer şahsın kaçarak olay yerinden gittiği, bu şekilde sanığın atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, mağdur ifadesi, değer tespit raporu, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanık hakkında; 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesi gereğince hüküm kurulurken, hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hapis cezasına hükmedilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından, 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı, hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 30.04.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.