YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21028
KARAR NO : 2014/13474
KARAR TARİHİ : 07.07.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın imal ettiği süpürgeleri satmak için… iline geldiği, sanığın da kullandığı …. plakalı araçla katılanın yanına gelip süpürgelerin kendisine satılmasını talep ettiği, 1260 adet süpürgeyi nakit 3.500 TL’ye satma hususunda anlaştıkları, sanığın katılandan kendisini takip etmesini istediği, … Mahallesinde bir adres önüne geldiklerinde sanığın süpürgeleri indirttiği, yeniden takip etmesini söyleyerek yola çıktıkları, Soğuksu mevkiinde sanığın aracından inip katılanın yanına gittiği, parayı bulamadığını, akşam saat 18.00 de aynı adrese geldiği takdirde parayı verebileceğini söylediği, katılanın belirtilen saatte belirlenen yere gittiğinde sanığı bulamadığı, sanığın süpürgeleri tanık …’a sattığı öğrendiği ve bir kısmını tanıktan geri aldığı olayda; dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın suça konu süpürgeleri peşin alacağını söyledikten sonra parayı bulamadığını akşam getireceğini söyleyip oyalaması, sonrasında süpürgeleri tanık …’a satmasına karşın katılana ödeme yapmaktan kaçınması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
2-5327 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkranın (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından şartla tahliye tarihine kadar, diğer hak yoksunluklarından ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün”, “100 gün” ve ” 2000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi ve 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.