YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21147
KARAR NO : 2014/10344
KARAR TARİHİ : 26.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir.Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam,
söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanığın, husumetli olduğu şikayetçiyi telefon ile arayarak; ”seni vuracaktık, bana dua et, ben tetiği çekmedim, bu iki sefer oldu sana bunu yapmadım” şeklinde sözlerle tehditte bulunmasının ardından, aynı günün gecesi şikayetçinin ikametinin önüne giderek, park halinde duran ve şikayetçiye ait olan … plakalı aracın lastiklerini kesmek suretiyle mala zarar verdiğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, görgü tespit ve olay tutanağına, şikayetçi ve tanıkların anlatımları ile tüm dosya kapsamına göre; sanığın, şikayetçiyi telefon ile aradığını kabul etmesi ve olay gecesi şikayetçinin ikametinin önüne gelerek şikayetçiye ait aracın yanında görüldüğünün sabit olduğunun anlaşılması karşısında; bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eylemlerinin tehdit ve mala zarar verme suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş ve tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye itibar edilmemiştir.
Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58/6-7 maddesi gereğince mükerrirler hakkındaki infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 26.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.