Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21491 E. 2014/13475 K. 07.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21491
KARAR NO : 2014/13475
KARAR TARİHİ : 07.07.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasının kanuni sonucu olması nedeniyle, infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında güveni kötüye kullanmak suçundan kurulan hükmün temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, katılan şirketin …şubesinde hukuk departmanında sorumlu olarak çalıştığı sırada şirketten taksitle alış veriş yapan ve haklarında icra takibi yapılan bir kısım borçluların borçlarını ödemek üzere şirkete müracaat ettiklerinde sanığın almış olduğu paralara karşılık şirket avukatları olan… ve …’ın imzalarını taklit ederek sahte belge verdiği, paraların bir kısmını şirket hesabına geçirmeyerek mal edindiği, bu suretle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen olayda;
Katılan vekilinin temyize cevap dilekçesinde sanığın para alma yetkisinin bulunmadığını belirtmiş olması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi için, katılan şirket yetkilisinin de dinlenilmesi suretiyle sanığın para tahsil etme görev ve yetkisinin bulunup bulunmadığı, şirketteki görevinin denetime olanak verecek şekilde belirlenmesi sonucu para tahsil etme yetkisi bulunması halinde eylemenin TCK’nın 155. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluştaracağı, böyle bir görevinin olmaması halinde ise, aynı maddenin 1. fıkrasında düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de;
a) Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
b) Kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasının kanuni sonucu olması nedeniyle, infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.