YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/2424
KARAR NO : 2014/12361
KARAR TARİHİ : 19.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK ‘nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın, Çiğli Şoförler ve Otomobiliciler Odası’na 08.02.1994 tarihinde üye olmasına rağmen, emekli olabilmek için Çiğli Şoförler ve Otomobilciler Odası’nda tanzim edilmiş 26.01.1998 tarihli belgede üyelik tarihini 08.02.1984 olarak belirtip Bağ-Kur İzmir İl Müdürlüğü’ne ibraz ederek, haksız emeklilik süresi elde etmek suretiyle 2000 yılında emekli olduğu ve kamu kurumu aleyhine zincirleme şekilde dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği somut olayda; emeklilik sırasında kullanılan belgenin sanık tarafından hazırlanmadığı, Mahkemece 09.04.2012 tarihli oturumda suça konu belge aslı incelendiğinde; belge üzerinde herhangi bir tahrifatın bulunmadığının gözlemlendiği, sanığın … Şoförler ve Otomobilciler Odası’nda kaydının bulunduğu, bu kayıtlar bu belgeye intikal ettirilirken belgeyi düzenleyen memur tarafından sehven sanığın üyelik başlangıç tarihinin “1994” olarak yazılması gerekirken “1984” olarak yazıldığı, bu belgenin menfaat karşılığı verildiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı gibi belgeyi düzenleyen ve tanık olarak dinlenilen oda sekreteri …’in sanığı tanımadığını beyan ettiği, sanığın Oda tarafından düzenlenen belgenin doğruluğunu kontrol etme mükellefiyetinin bulunmadığı gibi bu hususun basit bir araştırma ile tespitinin mümkün olduğu, sanığın atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle, sanığın beraatine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.