YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12931
KARAR NO : 2014/15407
KARAR TARİHİ : 24.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıklar Halil ve …’un, katılan …’a bulunan borçlarına karşılık araba verdikleri, devir işlemi yapıldıktan bir süre sonra sanıkların katılanın yanına giderek arabayı tekrar geri almak istedikleri, karşılığında da çek vereceklerini söyledikleri, bunun üzerine katılanın aracı sanık …’un kardeşine devrettiği, sanıkların, şikayetçi … keşidecisi olduğu 11.11.2005 tarihli, 29.500 TL bedelli çeki peş peşe ciro ederek katılana verdikleri, katılan …’ın da çeki diğer katılan …’a ciro etmeden verdiği, çekin bankaya ibrazında karşılığının bulunmadığına dair şerh düşüldüğü, şikayetçi … çeki kendisinin keşide etmediğini, çekin kendisine ait olduğunu, ancak ne şekilde elinden çıktığını bilmediğini beyan ettiği, sanıkların çeki ne şekilde eline geçirdiklerini açıklayamadıkları gibi savunmaları arasında çelişkiler bulunduğu, suça konu çeki aldıkları birinci ciranta konumundaki “… …” isimli kişinin kimlik ve adres bilgilerini veremedikleri, ekspertiz raporuna göre çekteki yazı ve imzaların şikayetçinin eli ürünü olmadığı, çekin arka yüzündeki ciroların sanıklar ve katılan …’a ait olduğu, “… …” adına yapılan cironun kime ait olduğunun tespit edilemediği, böylece sanıkların şikayetçi …. ait kaybolan çeki bir şekilde ele geçirip geri aldıkları araba karşılığında ciro ederek katılana vermek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda;
Sanık …’in temyiz istemine ilişkin olarak ; sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün, sorgusunda beyan ettiği mernis adresinde 11.12.2012 tarihinde bizzat kendisinde tebliğ edildiği, sanığın yasal süresi geçtikten sonra 19.12.2012 tarihinde temyiz inceleme başvurusunda bulunduğu anlaşılmakla temyiz isteminin reddine dair ek kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık …’un temyiz istemine ilişkin olarak ; katılanların ifadesi, sanıkların savunması, ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamına göre atılı suçların oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, dolandırıcılık suçu açısından tayin olunan 2458 gün para cezası, günlüğü 20 TL’den para cezasına çevrilirken sonuç cezanın 49.160 TL yerine 49.150 TL belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmünün ve sanık … hakkındaki ek kararın ONANMASINA, 24.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.