Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19225 E. 2014/12381 K. 19.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19225
KARAR NO : 2014/12381
KARAR TARİHİ : 19.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık (Bedelsiz senedi kullanma)
HÜKÜM : Mahkûmiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan 04.05.2010 tarihli duruşmadaki sanıklar … ve … haklarında şikayeti olmadığını bildirmesi, katılan vekilinin verdiği 08.06.2010 havale tarihli temyiz-süre tutum dilekçesinin 2 no’lu bendi ve 25.06.2010 havale tarihli gerekçeli temyiz dilekçesi kapsamı birlikte nazara alındığında; sanık … hakkında verilen “beraat” ve sanık hakkında verilen “mahkumiyet” kararlarının katılan vekilince temyiz edildiği, sanıklar … ve … haklarında verilen “beraat” kararlarına yönelik bir temyiz bulunmadığı kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Altındağ 8. Noterliğinin 31.12.2008 tarih ve 24397 yevmiye no’lu vekaletnamesiyle …, … vekili olarak hareket eden katılan …’ın Keçiören-… Ada, 2 no’lu parselde yer alan binanın 10 no’lu bağımsız bölününün satışı hususunda tanıklar İsmail (emlak komisyoncusu) ve …(sanık … çalışanı)’nın da imzalarını havi 05.01.2009 tarihli yazılı sözleşme kapsamında sanık … ile anlaşmasını müteakip; tapuda satışın yapılmaması ihtimaline binaen şikayetçi Hasan’ın sanık …’e fiilen verdiği bildirilen ödeme günü ve miktar kısımları yazılı, emlak komisyoncusu-tanık İsmail tarafından tapuda satışın gerçekleşmesi anına kadar saklanması gereken bononun, satışı vaadedilen dairede muhtelif tadilatları da yapan sanık tarafından tanık İsmail’den “…birine gösterip geri getireceğim…” diyerek alınması, o arada renkli fotokopisinin çektirilip asıl bono yerine bu fotokopinin tanık İsmail’e geri verilmesi, bilahare yapılan tadilatların parasının şikayetçi tarafından sanığa ödenmesi kabul ve ifasıyla karşılıklı anlaşma sonucu (bila tarihli el yazılı belge çerçevesinde) katılana asıl bono yerine fotokopisinin teslim edilmesi, sonrasında da asıl bononun alacaklı ve 2. ciranta kısımlarına sanığın çalışanları, haklarında beraat kararları verilen … ve … adları yazılarak, üçüncü ciranta sıfatıyla sanık …’in oğlu sanık … vekili tarafından 05.02.2009 tarihinde icra takibine konu edilmesi eylemlerinin “dolandırıcılık” suçunu değil “Bedelsiz senedi kullanma” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamalarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, sanık … hakkında verilen “beraat”, sanık … hakkında verilen “mahkumiyet” kararlarının ONANMASINA, 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.