YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21736
KARAR NO : 2014/10321
KARAR TARİHİ : 26.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevli memura direnme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme”suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil,görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Başka bir olaya karışmış olan sanıkların, bu eylemlerinden dolayı, doktor raporlarının aldırılabilmesi
amacıyla, görevli polis memuru olan müştekiler tarafından Gaziantep Devlet Hastanesi’ne getirildikleri, bu sırada, haklarında yasal işlem yapılmasını engellemek isteyen sanıkların, görevli polis memurlarına hakaret ve tehditte bulunarak, direndikleri, polis memurlarına saldırdıkları, daha sonra sanıklardan …’in ekip otosunun sol arka camını kafa ve tekme atarak kırdığı, daha sonra tekrar ekip arabasına bindirilmek istendiklerinde, yine polis memurlarına saldırdıkları, … tarafından kırılan camın parçalarını ellerine alarak, kendilerini kesmeye başladıkları, çağrılan yardımcı ekiplerle sanıkların etkisiz hale getirildikleri ve bu şekilde üzerlerine atılı görevli memura direnme suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanıklar, müştekiler ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla haklarında verilen mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıkların, birden fazla polis memuruna direnmesi karşısında eylemin zincirleme şeklinde gerçekleştiği, bu nedenle 43. maddesi gereğince cezalandırılmaları gerektiği gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
5237 sayılı TCK’nın 265/1 maddesi gereğince 1 yıl 6 ay hapis cezası temel ceza olarak belirlendikten sonra aynı yasanın 265/3. maddesi gereğince 1/3 oranında artırım yapılırken 1 yıl 12 ay yerine 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükümde yer alan 5237 sayılı TCK’nın 265/1. maddesi gereğince 1 yıl 6 ay hapis cezası temel ceza olarak belirlendikten sonra aynı yasanın 265/3. maddesi gereğince 1/3 oranında artırım yapılarak “sanıkların 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına” ilişkin ifadenin hükümden çıkartılarak yerine ”5237 sayılı TCK’nın 265/1. maddesi gereğince 1 yıl 6 ay hapis cezası temel ceza olarak belirlendikten sonra aynı yasanın 265/3. maddesi gereğince 1/3 oranında artırım yapılarak “1 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” yazılmak suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.