Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/21081 E. 2014/10305 K. 26.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21081
KARAR NO : 2014/10305
KARAR TARİHİ : 26.05.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, kamuya ait eşya hakkında hırsızlığa teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
26/02/2008 tarihli asıl karar suça sürüklenen çocuk … müdafiinin huzurunda verilmiş ise de, kesin nitelikte olmayan kararın yanıltıcı bir şekilde kesin olarak verildiğinin belirtilmesi, başvurulacak kanun yolu, süresi ve şekli hakkında herhangi bir açıklamaya da yer verilmemiş olması karşısında 31/12/2010 tarihli temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Suça sürüklenen çocukların,… İlköğretim Okulu’nun müzik odasının ahşap kapısını kırarak hırsızlık amacıyla okul içerisine girdikleri, içeride herhangi bir şey bulamadan çıktıkları, böylece suça sürüklenen çocukların, kamu malına zarar verme ve nitelikli hırsızlığa teşebbüs suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Nitelikli hırsızlığa teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Suça sürüklenen çocuklara yüklenen nitelikli hırsızlığa teşebbüs suçunun gerektirdiği cezalarının miktar ve nev’i itibariyle tabi oldukları 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 2. maddesine göre hesaplanan beş yıl dört aylık asli dava zamanaşımının; mahkumiyet kararının verildiği 26/02/2008 tarihinden temyiz inceleme tarihi itibariyle gerçekleştiği anlaşılmakla; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
2-Kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Suça sürüklenen çocuklar ve şikayetçi beyanları, görgü ve tespit tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçun, suça sürüklenen çocuklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a-5237 sayılı TCK’nın 50/1-b maddesine göre; kısa süreli hapis cezasının, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesi tedbirine çevrilebileceğinin hüküm altına alındığı, aynı yasanın, malvarlığına yönelik bazı suçlarda etkin pişmanlığı düzenleyen 168. maddesinde, failin, azmettirenin veya yardım edenin etkin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme ya da tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde mağdurun rızası aranmaksızın, kısmî geri verme veya tazmin halinde ise mağdurun rıza göstermesi koşuluyla ve etkin pişmanlığın gerçekleştiği yargılama aşamasında dikkate alınarak ceza indirimi öngörüldüğü, öte yandan aynen geri verme veya tazmin tedbiri aynı Kanunun 50/1. maddesinde hapis cezasına seçenek yaptırımlar arasında gösterilmiş ise de, yasal bir indirim nedeninin, bundan yararlanmama iradesini ortaya koyan failin cezasını etkisiz kılacak biçimde aynen tazmin tedbirine dönüştürülmesinin mümkün olmadığı, böyle bir uygulamanın müştekinin zararını soruşturma veya kovuşturma aşamalarında gidermeyen faillere yeni bir olanak tanıma olacakken, soruşturma veya kovuşturma aşamalarında zararı ödeyen suça sürüklenen çocuklar aleyhine ve adalete aykırı bir sonuç doğuracağı, maddenin düzenleniş amacının da bu şekilde yorumlanamayacağı gözetilmeyerek, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan suça sürüklenen çocuklar hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinde öngörülen diğer tedbir hükümlerine
çevrilmesi gerektiği gözetilmeden, aynı Kanun’un 50/1-b maddesi uyarınca mağdurun uğradığı zararın giderilmesi tedbirine dönüştürülmesi,
b-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106. maddesinin 4. fıkrasında, “Çocuklar hakkında hükmedilen; adli para cezası ile hapis cezasından çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu cezalar hapse çevrilmez. Bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır.” hükmünün öngörülmüş olması karşısında, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesinin olanaklı olmadığı, bu hükmün uyulmayan diğer tedbir hükümleri açısından da uygulanacağı ve tedbire uyulmaması halinde TCK’nın 50. maddesinde öngörülen başka tedbirlere çevrileceği gözetilmeksizin, kararda, suça sürüklenen çocuklar hakkındaki “seçenek yaptırımlar süresinde yerine getirilmediğinde, hapis cezasının kısmen ya da tamamen infaz edileceğinin ihtarına” denilerek hüküm kurulması,
c-5237 sayılı TCK’nın 61. maddesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesiyle ilgili ölçütler esas alınarak alt ve üst sınırlar arasında bir belirleme yapılması gerektiği gözetilmeden ve herhangi bir gerekçe gösterilmeden temel cezanın belirlenmesi,
d-5395 sayılı Kanun’un 11. maddesine göre, bu Kanunda düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin, suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından uygulanacağı gözetilmeden, ceza sorumluluğu bulunan suça sürüklenen çocuklar hakkında 5395 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre veliye teslim edilmeleri şeklinde tedbiri uygulanmasına karar verilmesi,
e-Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20/1-7. maddesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu, mahkemece sosyal inceleme raporuna gerek görülmediği taktirde ise gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.