YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/937
KARAR NO : 2014/17546
KARAR TARİHİ : 28.10.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Katılan vekilinin, sanıklar …, …, … hakkında; sanık … müdafiinin, sanık … hakkında “özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme” suçundan mahkemece verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık … müdafiinin sanık … hakkında “özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme” suçundan mahkemece verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik temyiz isteminin itiraz olarak değerlendirilerek İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 05.10.2010 tarih ve 2010/1659 Değişik İş sayılı ile reddine karar verildiği bu karara yönelik temyiz isteminin ise İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28.20.2010 tarihli ek kararı ile anılan kararın temyizi mümkün olmayan kararlardan olduğu gerekçesiyle reddedildiği, bu karara yönelik yine sanık … müdafiinin temyiz isteminde bulunduğu, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28.20.2010 tarihli ek kararı ile anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmadığına yönelik karar verdiği tespit edilerek yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, sanık hakkında 21.01.2010 tarihinde verilen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı katılan vekili ve sanık …’in yaptıkları itirazı üzerine, inceleme sonucunda İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 10.11.2010 tarih ve 2010/1944 Değişik İş ve aynı mahkemenin 05.10.2010 tarih ve 2010/1659 Değişik İş sayılı kararlarıyla verdiği ret kararları ile verilen hükmün kesinleştiği anlaşıldığından, katılan vekili ve sanık … müdafiinin temyiz istemlerinin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2- Sanıklar …, …, … ve … hakkında “nitelikli dolandırıcılık” suçundan ve sanık … hakkında “özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme” suçundan verilen beraat kararlarına yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; sanıklardan …’ın katılana aldığı elektronik eşya karşılığı toplam 38.000 dolar bedelli beş adet bono verdiği, katılanın bonolardan birini icra takibine koyduğu, ancak tahsil edemediği, sanık …’ın ödeme konusundaki görüşmeler sırasında katılana her ikisinin de tanıdığı sanık …’in bu borca karşılık 38.000 dolar bedelli bono vereceğini söylediği ve bu şekilde 38.000 USD bedelli borçlusu …, alacaklısı … olan bir adet bononun sanık … tarafından düzenlenip diğer sanık … tarafından ciro edilerek katılana verildiği, bir süre sonra sanık …’in katılandan bonoyu geri alabilmek için katılana bononun iadesi karşılığında yeğeni olan sanık …’ya ait evin mülkiyetini vermeyi teklif ettiği, katılanın bu teklifi kabul ettiği, 13.03.2009 günü sanıklar …, … ve katılanın İstanbul 14. Noterliğine gittikleri, …’nun katılana arsadaki hissenin tamamının satışı konusunda vekalet verdiği, anlaşma uyarınca katılanın bonoyu, sanığın da vekaleti tanık …’a teslim etmelerinin gerektiği, her iki belgenin de tanıkta muhafaza edilip gayrimenkul satışının gerçekleşmesinden sonra bononun sanık …’ye teslim edileceği, katılan …’nün bonoyu çıkartarak tanık …’a uzattığı sırada, sanık …’in bonoyu katılanın elinden alarak yırtıp attığı, tanık ve katılanın itiraz etmeleri üzerine sanık …’nin vekaleti katılana vererek arsanın devrini alabileceğini söylediği, tapu müdürlüğüne giden katılanın vekalet aldığı arsanın 13.03.2009 günü sabah saatlerinde sanık … tarafından sanık …’nin oğlu …’e satılmış olduğunu öğrendiği somut olayda, sanık …’ın diğer sanıkların suçlarına iştirak ettiğine dair savunmasının aksine mahkumiyetine yeter delil elde edilemediği gerekçeleriyle özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçundan verilen beraat ve sanık …, …, … ve …’nun, sanıklardan …’in katılana önceye dayalı borcunun bulunması, sanıkların işbirliği içerisinde bu borcu ortadan kaldırmaya yönelik hileli hareketlerde bulundukları iddia olunmakla, “önceden doğmuş” bir zarar veya borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borcun hileli davranışlar sonucu doğmaması nedeniyle dolandırıcılık suçunun unsurları oluşmayacağından, sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 28.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.