Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/14810 E. 2014/15398 K. 24.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/14810
KARAR NO : 2014/15398
KARAR TARİHİ : 24.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suç tarihinin ödeme emri tarihi olan 21.11.2006 tarihi olduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olaya gelince; sanığın, ürettiği mobilyalardan satın aldığı anlaşılan katılanın aldığı mobilyaların karşılığı olarak 17.09.2004 tarih, 17/10/2004 vade tarihli 1.050. TL bedelli alacaklısı sanık …, borçlusu katılan … olan senedin düzenlendiği ve vadesinde ödenmeyen bu senedin İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 2007/6414 sayılı takip dosyasına konu yapıldığı, katılanın, bonodaki borçlu imzasının kendisine ait olmadığından bahisle sanık hakkında şikayetçi olduğu iddia edilmekte ise de; katılanın daha sonra senetteki imzanın kendisine ve eşi … … ait olduğunu, ancak fatura istemesine rağmen verilmemesi nedeniyle kalan 160.00 TL taksidi ödemediğini bu nedenle icra takibine konulunca sanığı şikayet ettiğini beyan ettiği, böylece sanığın suça konu olan senet üzerinde herhangi bir tahrifat yapmadığı gibi, dolandırıcılık suçuyla da ilgili herhangi bir eyleminin tespit edilemediği, katılan ile sanığın arasındaki ilişkinin hukuki anlaşmazlık çerçevesinde incelenmesi gerektiğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 24/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.