Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19508 E. 2014/12418 K. 19.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19508
KARAR NO : 2014/12418
KARAR TARİHİ : 19.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, şikayetçi …’ın sahibi olduğu markete giderek kasa görevlisi olan tanık …’na kendisini fırıncı olarak tanıtıp elinde 2.000,00 TL civarında bozuk para olduğunu, istemeleri halinde para bozabileceğini söylediği, tanığın sanık …’i muhasebe bölümüne yönlendirdiği, burada çalışan tanık …’in sanığa 450,00 TL para vererek karşılığında bozuk para getirmesini istediği, yanında tanık olarak dinlenen …’ü gönderdiği, marketten çıkarken tanık …’na bozuk para isteyip istemediğini soran sanığın, 150,00 TL para daha alarak tanık … ile birlikte kestirme sokaklardan yürürken telefon ile konuşmaya başladığı, bir süre sonra I. … isimli okulun karşısındaki dört katlı apartmanın alt katında fırını olduğunu, telefon ile haber verdiğini, gittiğinde kendisine bozuk para vereceklerini söyleyerek yanından gönderdiği tanık …’ün bahsedilen yere gittiğinde apartmanın alt katında fırın yerine mobilyacı olduğunu görüp dolandırıldığını anladığı somut olayda; sanığın Edirne’ye on beş yıldır gelmediğini söylemesine rağmen gerek soruşturma aşamasında, gerekse sanığın istinabe ile alınan savunmasının ekindeki fotoğraflardan sanığı teşhis eden tanıkların beyanları gözetildiğinde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.04.2010 tarih ve 2010/4-71 E, 2010/76 K sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesiyle, ceza infaz kurumu haline getirilip, sadece hapis cezasıyla sınırlı olarak kabul edilen ertelemede, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkemece bir deneme süresinin belirlenmesi zorunlu olup, bu sürenin belirlenmemesi veya eksik belirlenmesinin, aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği, yine zikredilen maddenin 3. fıkrasında, denetim süresinin mahkûm olunan hapis cezası süresinden az olamayacak şekilde belirlenmesi gerektiğinden hareketle, somut olayda anılan emredici düzenlemeye aykırı olacak şekilde, mahkeme tarafından 1 yıl 8 ay hapis cezası öngörülen sanık hakkında 1 yıl denetim süresi belirlenmesi ile 5237 sayılı TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca hapis cezası ertelenen sanık için, aynı yasanın 53/1-c maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasın da ki denetim süresine ilişkin kısımda yer alan “1 yıl” ibaresinin “1 yıl 8 ay” olarak değiştirilmesi ve TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkranın (c) bendinin çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.