YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/10813
KARAR NO : 2014/12437
KARAR TARİHİ : 19.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık ve teşebbüs, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK’nın 63. maddesinin infaz sırasında nazara alınması mümkün görülmüş, remsi belgede sahtecilik” suçu yönünden; katılanlar … ve İngbank vekillerinin temyizleri bulunmadığından, somut olayda; her iki bankaya karşı da kendi içinde zincirleme suçlar oluştuğu halde zincirleme tek suçtan mahkûmiyet hükmü tesisi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir
eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’ nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanığın, katılan … kimlik bilgileri kullanılarak tamamen sahte hazırlatmış olduğu üzerinde kendi fotoğrafları bulunan nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, TC Ulaştırma Bakanlığı Mesleki Yeterlilik Belgesi (SRC-2) ve aynı kimlik bilgilerine göre Büyükçekmece 5. Noterliğinde düzenletmiş olduğu 11/04/2013 tarihli imza beyannamesini (vergi levhasını, Ticari Taksi Çalışma Ruhsatnamesi, Trafik Tescil Belgesi gibi) kullanarak katılan …/Büyükçekmece şubesinden 11/04/2013 tarihinde 20.000 TL’lik “ihtiyaç kredisi” alması, aynı tarihte katılanlar … ve … şubelerine de yukarıda belirtilen sahte belgelerle kredi başvurularında bulunması ve fakat kredileri çekmeden ertesi gün yakalanması eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık” ; “nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs (2 kez); “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
I) “IngBank’a karşı nitelikli dolandırıcılık” ve …’a karşı nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” suçlarından verilen “mahkûmiyet” hükümlerine yönelen sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
II) “…’a karşı nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” ve “zincirleme resmi belgede sahtecilik” suçlarından verilen “mahkûmiyet” kararlarına yönelen katılan
… vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan … vekili ile sanık müdafinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1)…’a karşı dolandırıcılığa teşebbüs suçundan hüküm kurulurken temel cezanın 4 yıl olarak belirlenmesine rağmen TCK’nın 35/2. maddesine göre 1/2 oranında indirim yapılırken 2 yıl yerine 2 yıl 6 ay olarak yazılması suretiyle fazla ceza tayini,
2-Resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 204/1. maddesine göre temel ceza 2 yıl olarak belirlendikten sonra TCK’nın 204/3. maddesine göre yarı oranında arttırım yapılması gerekirken bir kat arttırılarak 4 yıl yazılması ve bu ceza üzerinden 43. maddeye göre arttırım yapılarak fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.