Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2288 E. 2014/17515 K. 28.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2288
KARAR NO : 2014/17515
KARAR TARİHİ : 28.10.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; … İlçesinde ikamet eden şikayet …’nın, adına kayıtlı … plakalı 2004 model Ford Connect Marka aracını satmak için 01/10/2006 pazar günü … Açık Oto Pazarına götürdüğü, kendilerini karı-koca olarak tanıtıp isimlerinin … ve …. olduğunu söyleyen sanık … ile ….’ in mağdur ile pazarlık yapıp otoyu 19.500 TL ye satın almak istedikleri, sanık …’in otomobili eşi …. üzerine noterden satış alacağını ve noter satışından sonra parayı peşin olarak vereceğini şikayetçiye söylediği, şikayetçinin ertesi gün yanında yeğeni tanık … olduğu halde sanık … ile … Otogarında buluştukları, satışı konuşmak için birlikte sanığın oturduğunu söylediği … Semtindeki evine giderek çay, kahve içtikleri, sanık …’in kendisini halı tüccarı olarak tanıtıp …’ya bir kamyon halı gönderdiğini ve cebinde müşteri çeki olduğunu, o gün çekin karşılığını alıp oto parasını ödeyeceğini söylediği, şikayetçinin buna inanarak sanık …’e otonun satış parasını yatırması için … Bankası … Şubesindeki kendine ait banka hesap numarasını verdiği, şikayetçinin yeğeni … ile sanık …’in bankadan para çekip şikayetçinin hesabına yatırmak için …bank … Şubesi’ne gitmek üzere, sanık …’in eşi olarak tanıttığı …. ve şikayetçinin ise paranın yatırılmasının ardından noterde satış işlemlerini gerçekleştirmek üzere birlikte evden ayrıldıkları, şikayetçinin noterde sıra beklediği sırada yeğeni …’i arayarak parayı alıp almadığını sorduğu, yeğeni …’in bankada sıra beklediklerini söylediği, bu konuşmadan kısa bir süre sonra sanık …’in bankada bekleyen …’in yanından ayrılıp bankanın dışına çıkarak şikayetçiyi aradığı ve paranın 15.000TL’lik kısmının hesabına yatırıldığını, devri gönül rahatlığı ile yapabileceğini, kalanını ise evde vereceğini söylediği, sanık …’in sözlerine inanan şikayetçinin ….’e 45 Y 5037 plakalı otosunu … Noterliği’nin 02/10/2006 tarih ve … yevmiye no lu kati satış sözleşmesi ile sattığı, Noterdeki satış işleminden sonra şikayetçi ile ….’in …’in evi olarak bildikleri adrese geldikleri, evde sanık …’in paranın hesaba yatmadığını öğrendiği, şikayetçinin sanık …’e “Otonun değerini noterden aldınız, paramı neden ödemiyorsunuz!” diye çıkışması üzerine sanık …’ in “istersen sana eşim senet versin” diyerek ….’ in, mağdura 06/10/2006 vadeli 19.500 TL bedelli bir senet imzalayıp altına başka bir adres yazarak şikayetçiye vermesi üzerine şikayetçinin otomobili ve ruhsatını bırakıp yeğeni ile evden ayrıldığı, şikayetçinin senedin ödemesi için takip eden günlerde sanık …’i cep telefonu ile aramasına rağmen kendisini çeşitli bahanelerle oyaladığı, sonrasında ise ortadan kaybolduğu, aracın kolluk güçlerince şikayetçiye teslim edildiği böylece sanığın şikayetçiyi dolandırdığı sanık savunmaları, şikayetçi ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Şikayetçiye ait aracın, mağdurun pişmanlık göstermesi üzerine değil kolluk güçlerinin olaya el atması ile şikayetçiye teslim edilmiş olması karşısında sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması gerektiği gözardı edilerek hüküm kurulurken TCK 168. maddenin sanık lehine uygulanmış olması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 28/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.