YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16229
KARAR NO : 2014/8565
KARAR TARİHİ : 30.04.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın, faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanık …’ın, Cumhuriyet Mahallesi Muhtarlığına giderek kendisine ait nüfus cüzdanını suya düşürdüğünü söyleyerek kendisiyle aynı beldede ikamet eden ve aynı ismi taşıyan amcasının oğlu katılan … adına düzenlettiği nüfus cüzdanı talep formunu alıp Nüfus Müdürlüğünden üzerinde kendi resmi bulunan ancak katılan …’a ait bilgilerin bulunduğu yeni bir nüfus cüzdanı çıkardığı, sanık …’ın, eşi olan diğer sanık … ile birlikte Yapı Kredi Bankası …Şubesi’ne gittikleri ve sanık …’ün 10.000 TL’lik kredi sözleşmesi imzaladığı, sanık …’ın da, katılan … adına düzenlenmiş kimliği ibraz ederek kredi sözleşmesini kefil olarak imzaladığı, sanık …’ün kredinin ilk sekiz taksidini ödemesine rağmen kalan kısmı ödeyememesi üzerine banka tarafından sözleşmede kefil olarak imzası bulunan katılan … aleyhine icra takibi başlatılması üzerine durumun anlaşıldığı ve böylece sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia olunan somut olayda; sanık …’ın samimi ikrarı ve tüm dosya kapsamına göre hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet kararı ile kendi adına kredi talebinde bulunan sanık …’ün, eşinin sahte kimlik kullanarak kefil olduğunu bildiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilleri ile sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
1- 5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Bu açıklama kapsamında sanık … hakkındaki sonuç adli para cezasının gün karşılığı belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde doğrudan haksız elde olunan menfaatin iki katı esas alınmak suretiyle karar verilmesi ve buna bağlı olarak TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca indirim yapılırken doğrudan para cezası üzerinden indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
2- Sanık …’ın tekerrüre esas alınan karşılıksız çek keşide etme suçunun, 6273 sayılı Kanun ile suç olmaktan çıkartılarak idari yaptırıma dönüştürülmüş olduğu ve silinme koşullarının oluştuğu dikkate alınarak tekerrüre esas alınmayacağı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi gereğince sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
3- 1136 sayılı Kanunun 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık … lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık … hakkındaki (1-b) numaralı hüküm fıkrasından “20.000,00 TL” ve “16.666,00 (onaltıbinaltıyüzatmışaltı) TL ” ibarelerinin çıkartılarak yerine sırasıyla “1.000 gün” ve “TCK’nın 52/2 maddesi uyarınca günlüğü 20 TL’den hesap edilerek 833 gün karşılığı 16.660 TL” cümlelerinin eklenmesi; sanık … hakkındaki hüküm fıkrasından tekerrür uygulamasına ilişkin kısımların tamamen çıkartılması ve sanık … hakkındaki (2) numaralı hüküm fıkrasında “sanık …’ün kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 1.250 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine” cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.