YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21069
KARAR NO : 2014/13497
KARAR TARİHİ : 07.07.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’nın Finansbank….Şubesine giderek kendi fotoğrafı yapıştırılmış amcasının oğlu olan 1982 doğumlu …’e ait nüfus cüzdandı ve ikametgah senedi ile kredi başvurusu yaptığı, sanık …’in de kredi sözleşmesini …. adıyla kefil olarak imzaladığı ve … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı kullandığı, böylelikle bankadan 16000 TL kredi çektikleri olayda;
1- Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Katılan bankanın kredi sözleşme eklerinde mevcut nüfus cüzdanı ve ikametgah senedi fotokopilerinde sanık …’nın fotoğrafının bulunması, sanık …’nın cüzdanını kaybettiğini bankaya ibraz edilen nüfus cüzdanındaki fotoğraf kaybettiği nüfus cüzdanındaki fotoğraf, ikametgah il muhaberindeki fotoğrafın ise evlilik cüzdanındaki fotoğraf olduğunu savunması sanık …’in yargılamanın tüm aşamalarında kredi başvurusunu sanık …’nın yaptığını sahte belgeleri de onun hazırladığını kendisinin yalnızca kefil olduğunu ikrar etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti için sanık …’nın amca oğlu olan ve kimlik bilgileri kullanıldığı iddia edilen Rıfat oğlu …’in tanık sıfatıyla beyanının alınması, sanığın nüfus ve evlilik cüzdanının kaybolduğuna dair herhangi bir başvurusunun bulunup bulunmadığının sanıktan sorularak varsa buna ilişkin belgelerinin istenmesi, kaybolan nüfus cüzdanı ile evlilik cüzdanındaki fotoğrafların bankada kullanılan belgelerdeki fotoğraflar ile aynı olup olmadığının tespiti için ilgili Nüfus Müdürlüğü ve Belediye’den sorularak kayıtlarındaki fotoğraflar ile karşılaştırılması, tahsis edilen kredinin kim tarafından çekildiğinin bankadan sorularak çekilirken düzenlenen makbuzlardaki imzanın sanık …’nın eli ürünü olup olmadığının tespiti ile kredi başvurusu sırasındaki banka görevlisinin tanık sıfatıyla olayla ilgili beyanı alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07/07/2014 gününde oybirliği ile karar verildi.