YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19325
KARAR NO : 2014/4359
KARAR TARİHİ : 10.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıklar …, …, …’ın, …’nde faaliyet gösteren … Rehabilitasyon Merkezinde eğitim gören ve sanıklardan … ile
…’in oğlu olan …’ın, 16.02.2009 ile 03.03.2009 tarihleri arasında …Askeri Deniz Hastanesi’nde tedavi olmasına rağmen, bu süre içerisinde rehabilitasyon merkezinde eğitim görmüş gibi adına fatura düzenleyerek haksız menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda; sanıklardan …, … ve …’in birbirleriyle tutarlı aşamalardaki tüm savunmalarında ay sonunda toplu imza atılması nedeniyle o tarihler arasında…’ın eğitim görmediğinin gözden kaçırılarak sehven imzaladıklarını, daha sonra fark ettiklerinde eğitim merkezine ödenen parayı iade ettiklerini,…’ın normalde haftada iki gün ders alması gerekirken, ücret almadan diğer mesai günlerinde de derslere katılımını sağladıklarını belirterek suçlamaları kabul etmedikleri, aynı şekilde hiçbir menfaati bulunmayan ve …’ın velisi sıfatıyla imza atan sanık …’nin de günlere dikkat etmeden imzaladığını beyan ettiği, dosya kapsamından …’ın 2009 yılının Şubat ayında on dersten üçünde, Mart ayında ise on dersten sadece birisinde olmadığı, imzaların toplu atılmış olması nedeniyle gözden kaçırılmasının normal olduğu, suçun ihbar edilmesinden önce alınan paranın kuruma iade edildiği, …’a alması gerekenden ve devlet tarafından ödenen gün sayısından fazla eğitim verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların suç işleme kastıyla hareket ettiklerine dair, cezalandırılmalarına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesine dayanılarak verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.