Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/28231 E. 2014/19243 K. 19.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/28231
KARAR NO : 2014/19243
KARAR TARİHİ : 19.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme”suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır.Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli,doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Polis memuru olan müştekilerin ekip otosu ile asayiş-devriye görevlerini ifa ettikleri sırada 155 ihbar merkezinin yönlendirmesi ile gittikleri olay yerinde, başka suçtan aranmakta olan sanığı fark etmeleri üzerine araçtan inerek sanığın yanına yaklaştıkları, kolluk kuvvetlerini fark eden sanığın hızla koşarak olay yerinden uzaklaşmaya başladığı, müştekilerin yaya vaziyette sanığı takip ettikleri, uzun süren kovalamanın ardından müştekilerin sanığı yakalamaları üzerine sanığın müştekilere sin kaflı sözlerle hakaret ederek müştekilerden kurtulmak amacıyla müştekilerden …’a eliyle vurduğu, müştekilerin güç kullanarak sanığı muhafaza altına alarak İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürdükleri, yasal işlemlerin yapıldığı sırada sanığın yüzünü yıkamak için müştekiler ve tanık polis memuru … ve … refakatında nezarethane kısımına götürüldüğü sırada ani bir hareket ile sanığın müşteki polis memurlarının elinden kurtularak nezarethane kısımında kurulu vaziyette bulunan kameraları bulunduğu yerden sökerek kullanılmaz hale getirdiği, olayda; sanığın eyleminin görevli memura görevinden dolayı hakaret, görevi yaptırmamak için direnme, mala zarar verme suçlarını oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Olay tutanağında sanığın polislere aktif olarak direnerek ekip otosuna binmemeye çalıştığına ilişkin anlatım ve müşteki …’ın 29.06.2011 tarihli oturumda “…sinkaf etti, araca binmek istemedi bana vurdu” şeklindeki beyanı karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.