Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/14813 E. 2014/15324 K. 23.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/14813
KARAR NO : 2014/15324
KARAR TARİHİ : 23.09.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Mağdur … … yönelik sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar ile sanıklar …, … … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraat kararlarına karşı katılan vekili,sanık … müdafiinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar yönünden, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, sanık hakkında 10.03.2011 tarihinde verilen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı katılan vekilinin yaptığı itirazı üzerine, İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda verdiği ret kararı ile verilen hükmün kesinleştiği anlaşıldığından, sanıklar …, … … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraat kararları yönünden, sanıklara yüklenen mağdur …’a yönelik suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen katılan vekilinin temyize hakkı bulunmadığından katılan vekili, sanık … müdafii’nin temyiz istemlerinin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. Maddesi gereğince REDDİNE,
2-Katılana yönelik, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet ile sanıklar …, … …., …, …, …, … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraat kararlarına karşı katılan vekili, sanık … müdafiinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Sanıklar …, …, …, … hakkında iddianame ile açılan kamu davasının 08.02.2007 tarihinde 2006/268 esas sayılı dosya ile birleştirilmesinden sonra şikayetçi vekilinin duruşmalarda, vermiş olduğu dilekçelerde sanıkların cezalandırılmalarını istemesi ve katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş bulunan şikayetçinin 5271 sayılı CMK’nın 237/2. ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilip, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıklar …, … ve …’in … …. Bakliyat Gıda Hayvancılık Tarım Ürünleri Taşımacılık San.ve Tic.Ltd.Şti. ünvanlı şirketin ortakları diğer sanık … … ise şirketin çalışanı oldukları, şikayetçinin ise … … Gıda ünvanlı işyeri adı ile ticari faaliyette bulunduğu ve şüpheliler ile şikayetçi arasında mal alım satımı nedeniyle ticari ilişki bulunduğu ve bu ticari ilişki nedeniyle alınan mal karşılığında 2005 yılı Haziran ayı ortalarında sanıklardan …’in katılana keşidecisi sanık … olan … seri numaralı çekler ile … seri numaralı çeki verdiği ve çekleri şirket adına ciro ederek imzaladığı, çeklerin bankaya ibrazında karşılıklarının bulunmaması ve bedellerinin ödenmemesi nedeniyle yapılan icra takibinde sanıklar … ve … imza inkarında bulunduğu, banka görevlisi olan sanıklar …, … ve … … ise usule uygun olmayan şekilde çek karnesi vermek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia olunan olayda; sanık … hakkında önceden … borç için altı adet sahte çek imzalamak ve kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet, nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat, sanıklar …, …, …, …, …, … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmalarına yeterli delil bulunmadığından verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili, sanık … müdafii’nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 23.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.