YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/28230
KARAR NO : 2014/19254
KARAR TARİHİ : 19.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, mala zarar verme, kasten yaralamaya teşebbüs, hakaret
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme”suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır.Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır.Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur.Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil,görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır.Cebir,kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır.Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir.Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli,doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Müşteki …’nin polis memuru olarak görevli olduğu 08/01/2011 günü saat 05.00 sıralarında Sokak üzerinde kendisine ait … plaka sayılı özel aracında telefon görüşmesi yaptığı sırada sanığın sevk ve idaresindeki araç ile yaklaşarak müştekiye “utanmıyor musun burada oturmaya”dediği müştekinin “utanacak ne var” demesi üzerine sanığın “yaklaş söyleyeyim şerefsiz, o… çocuğu” diyerek hakaret edip araçtan aldığı sopa ile müştekiye ait aracın sol dikiz aynası ve kaputuna vurarak zarar verdiği ve kendisine ait araçla olay yerinden kaçmaya başladığı müştekinin sanığı takip ettiği yolda 155 polis hattını arayarak yardım istediği, bir sokak içerisinde sanığın durduğu ve elindeki sopa ile müştekinin üzerine saldırmak istemesi üzerine müşteki polis memurunun silahını çekerek sanığı etkisiz hale getirdiği kelepçe takmak istediğinde aralarında arbede yaşandığı ve müştekinin sanığı yere yatırıp kelepçelediği sırada diğer müşteki polis memurlarının olay yerine geldikleri kelepçe takılmış halde bulunan sanığı ekip aracına bindirmek istediklerinde aşırı alkollü olan sanığın direnip araca binmek istemediği “bırakın ben eve gideceğim” diyerek bağırmaya başladığı sanığın araca bindirilip polis merkezine götürüldüğü sırada polis memurları olan katılan … ve müşteki …’e hitaben “kim olduğumu bilmiyorsunuz, ben … Belediyesinde çalışıyorum siyasi tanıdıklarım var, sizi buradan sürdüreceğim, siz gününüzü göreceksiniz, gidelim karakola bak kuzu olacaksınız kuzu” diyerek tehditlerde bulunduğu, polis merkezine geldiklerinde sanığın araçtan inmek istemediği kendisini sağa sola vurmak suretiyle direndiği, ekip aracının sağ arka stop lambasına tekme atarak kırdığı kaportayı tekmeleyerek zarar verdiği zor kullanmak suretiyle sanığın polis merkezine götürüldüğü olayda;
1-Görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, mala zarar verme, suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede,
Sanığın eyleminin görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme ve müşteki …’ye karşı mala zarar verme suçlarını oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Kasten yaralamaya teşebbüs ve hakaret suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik incelemede,
Sanığın müşteki …’ ye karşı kasten yaralamaya teşebbüs ve hakaret suçlarını işlediğine dair delil bulunmadığı gözetilmeden beraatı yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.