YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/28232
KARAR NO : 2014/19261
KARAR TARİHİ : 19.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme”suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır.Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır.Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur.Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli,doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Şikayetçi …ve mağdur …’ün suç tarihinde Oğuzeli ilçesi Ambarcık köyünde genel seçimler nedeniyle görevli oldukları, sanık …’in seçim görevlilerince yapılan uyarılara rağmen sandık alanından uzaklaşmadığı, köy halkından bazı şahısların kimliksiz oy kullanmak istemesiyle ilgili olarak, sandık görevlilerine “siz burada kanunlu iş mi yapıyorsunuz kanunsuz iş mi yapıyorsunuz “dediği, Ambarcık köyü muhtarı olan …’in, yakını olan şahsın kimliksiz oy kullanmak istemesi nedeniyle buna müsade etmeyen sandık görevlileri ile tartıştığı, sandık görevlilerinin jandarmadan olaya müdahale etmelerini istemeleri üzerine ise sanık …’in oy kullanılan Yüksek Seçim Kurulunca gönderilen paravana tekme atarak yıktığı, olayların devam etmesi nedeniyle İlçe Seçim Kurulu Başkanı’nın olay yerine geldiği, köy okulunun dışında kurulu olan sandığı okulun içerisine aldırdığı, İlçe Seçim Kurulu Başkanı’nın okulu terk ettiği sırada sanık …’in “Siz muhtara dua edin, yoksa ben size göstereceğim” diyerek kafa salladığı, olayda;
1-Sanık … hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik incelemede,
Sanık …’in, eyleminin kamu malına zarar verme suçunu, oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında tayin edilen hürriyeti bağlayıcı cezanın paraya çevrilmesi karşısında 5237 sayılı Kanunun 53. ve 58. maddelerinin uygulanma koşullarının bulunmadığının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK’nın 58 ve 53. maddelerinin uygulanmasına ilişkin cümlelerin çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükme yönelik incelemede,
Sanığın sandık kurulunun görevini engellemediği eyleminin görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturmadığı, sair tehdit niteliğinde olduğu gözetilmeden yazılı madde ile hüküm kurulması,
Kabule göre de,
Sanık …’in görevi yaptırmamak için direnme suçunu birden fazla kamu görevi yapan kişiye karşı direnerek, hukuksal anlamda tek bir fiile gerçekleştirilmesi nedeniyle Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün ve 259-47 sayılı kararında açıklandığı üzere aynı nevi’den, fikri içtimanın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, anılan suçtan tayin olunan cezanın TCK.nın 43/2 maddesiyle arttırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı ve sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.