Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4322 E. 2014/20134 K. 02.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4322
KARAR NO : 2014/20134
KARAR TARİHİ : 02.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın olay günü yolda yürümekte olan şikayetçinin yanına geldiği sırada yere doğru eğildiği ve yerden sarılı vaziyette bir mendil aldığı, şikayetçiye dönüp “içerisinde bir şeyler var” diyerek mendilin içini açtığı ve mendile sarılı vaziyettte aslen altın olmayıp bir değeri bulunmayan bilezik ve kolyeyi gösterip bunların altın olduğunu, kendisinin haram yemeyeceğini, şikayetçiyle paylaşabileceğini hatta bu altınların değerinin 500TL olduğunu ancak 200TL verirse tamamını şikayetçiye verebileceğini söylediği, sanığın hareketlerinden şüphelenen şikayetçinin bankamatikten para çekme bahanesiyle sanıkla yolda yürümeye başladığı esnada yolda bulunan güvenlik güçlerinin yanına gittiği ve sanığı ihbar ettiği ve sanığın o esnada kaçmak istediği ancak kolluk güçlerince yakalandığı, sanığın bu şekilde dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediği oluş ve dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemenin sübutu kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”120gün”, ”30gün”, “600TL” ve “Sanık hakkında mahkememizce tesis edilen 28.12.2006 tarih ve 2006/126-961 sayılı kararda 3 ay hapis ve 25 TL adli para cezasına hükmedilmiş olup, bu karar sadece sanık tarafından temyiz edildiğinden, bu hükümdeki ceza miktarı CMK’nın 307/4 maddesine göre sanık yönünden kazanılmış hak kabul edildiğinden sanığın Neticeden üç ay süre ile hapis ve 25TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibralelerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün ”, ”1gün’ “20TL” adli para cezası ile cezalandırılmasına ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02/12/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.