YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2795
KARAR NO : 2014/19302
KARAR TARİHİ : 19.11.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının,kıyafetlerinin,taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Adana Barosuna kayıtlı olarak serbest avukatlık yapan sanığın, Kozan 2. Noterliğinin 27.12.2005 tarih ve 6340 yevmiye sayılı vekaletnamesine istinaden katılan … tarafından kendisine verilen yetki belgesi uyarınca davacı İdem köyü muhtarlığı vekili sıfatıyla takip ettiği Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/210 Esasına kayden görülen menfi tespit davası neticesinde verilen 05.06.2008 tarih ve 2008/110 sayılı karardan belirtilen alacağı ahsil için bahse konu vekaletname suretine Katılan avukatın imzasını taklit edip, aslı gibidir şerhi koymak suretiyle alacaklı vekili sıfatıyla aynı yer icra müdürlüğünün 2007/435 sayılı dosyası üzerinden yetkisi olmaksızın takip başlattığı ve 20.03.2007 tarihli reddiyat makbuzu ile 4.711,90 TL parayı tahsil ettiğinin iddia edildiği olayda, katılanın söz konusu vekaletname ile “…tüm kararların infazını ilgili kuruluşlardan istemeye…” yetkili kılınması, katılan tarafından 1136 sayılı Kanunun 56. maddesine istinaden sanığa verilen yetki belgesinde ise vekaletnamedeki bütün yetkileri kullanabileceğinin belirtilmesi, sanığın katılandan aldığı ilamın icraya konulmasını da içeren yetki belgesine istinaden takip işlemini başlatması sebebiyle suç işleme kastının bulunmaması ve sanık tarafından vekaletname suretine 1136 sayılı Kanunun 56/1.maddesi uyarınca “aslı gibidir” şerhi düşmesi şeklindeki eyleminin sahtecilik suçuna vücut vermeyeceği, gerekçelerine dayanan mahkemenin beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 19/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.