Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19798 E. 2014/12566 K. 23.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19798
KARAR NO : 2014/12566
KARAR TARİHİ : 23.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklar …’ın yanında diğer sanık … olduğu halde kullandığı araç ile otobüs durağında bekleyen katılanın yanına yaklaşıp Numune Hastanesi’ne nasıl gidileceğini sorduğu, katılanın aynı yöne gideceğini söyleyerek araçlarına bindiği, sanık …’ın cep telefonunun çaldığı, gelen arama üzerine telefonla konuşma yapan sanık …’ın ağabeyinin kaza geçirmesinden bahisle fakir birine 1.000,00.-TL bağışta bulunacağını söylediği, yaptığı konuşma ile ilgilenen katılana fakir bir tanıdığı olup olmadığını sorarak vereceği bağışı tanıdığı bir fakire vermesini, ancak üzerinde 1.000,00.-EURO para olduğunu söyleyerek üstünü Türk parası olarak kendisine iadesini istediği, sanıklara inanan katılanın bankadan 800,00 TL çekip sanıklara verdiği, sanıkların da EURO yerine Türkiye’de tedavülde olmayan ve kıymeti bulunmayan Peru parasını P harfi kapatılmış şekli ile katılana verdikleri olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanıklar hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
2-Sanıklar hakkında belirlenen 500 gün adli para cezasının TCK’nın 52. maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesi sırasında belirlenen temel gün para cezasının 1000 gün olarak yazılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan; adli para cezasına ilişkin sırasıyla “500 gün” ve “10000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve ” 100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi ve TCK’nın 52/2. maddesinin uygulanması sırasında hükümde yer alan “1000 gün adli para cezası karşılığı” ibaresi çıkarılarak yarine “5 gün adli para cezası karşılığı” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.