YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1151
KARAR NO : 2014/15783
KARAR TARİHİ : 30.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıklardan …’in resmiyette .. … isimli eczanenin sahibi olduğu, ancak diğer sanık … ile aralarında yaptıkları anlaşma çerçevesinde sanık …’ın söz konusu eczaneyi işlettiği, sanık …’in ise sadece eczanede diplomasının kullanıldığı ve bunun karşılığında sanık …’dan bir miktar para aldığı, bazı kişiler tarafından yurtdışından kutusuz biçimde İstanbul’a ilaç getirildiği, depolar aracılığı ile İstanbul odaklı bazı eczanelere organize bir biçimde girişinin yapıldığının tespiti ve SGK’ya bedeli alınmak üzere verilen reçetelerde sahte kupür ibraz eden eczaneler ile ilgili ihbarı üzerine soruşturma başlatıldığı, bu soruşturma kapsamında söz konusu eczanede yapılan aramada kupürleri kesilmiş 195 kutu ilaç ile birlikte muhtelif ilaçlara ait 54 kupür ele geçirildiği, SGK’ya ibraz edilen faturalara konu reçetelerde yer alan kupürlerde sondaj usulü yapılan tetkiklerde de kuruma ibraz edilen kupürlerden 64 adedinin sahte olduğunun anlaşıldığı ve yine sigortalılar … …n’a ait 24/05/2006, .. …’a ait 23/11/2006, … …’e ait 26/05/2006, … …’e ait 26/05/2006, … …’a ait 11/10/2006, … …’a ait 11/10/2006, …..en …’na ait 30/10/2006, … …’na ait 30/10/2006, … …’a ait 20/10/2006, … …’e ait 31/07/2006, … … …’a ait 15/08/2006, … …’a ait 04/08/2006, …’ye ait 03/10/2006, … …’e ait 16/10/2006, … …’a ait 10/08/2006, … …’a ait 04/08/2006, … …’a ait 04/08/2006, … …’e ait 05/09/2006, … ..’ye ait 15/06/2006, .. …’e ait 26/09/2006 ve … …’e ait 06/10/2006 tarihli reçetelerin ilgili doktorlar tarafından tanzim edilmediği, bu şekilde SGK’ya ibraz edilen reçetelerin tutarlarının 5.872,13 TL olduğu, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik temyiz incelemesinde,
Sanık …’in atılı suçları işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil olmadığı anlaşılmakla, hakkında verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde,
Sanık, tanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçların sanık tarafından işlendiği anlaşılmakla hakkında verilen mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
a-Sanık hakkında atılı nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararında, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-e maddesi gereğince 3 yıl hapis cezası ve 590 gün adli para cezası temel ceza olarak belirlendikten sonra aynı yasanın 43. maddesi gereğince 1/4 oranında artırım yapılırken, adli para cezasının 737 gün karşılığı 14.740 TL olarak belirlenmesi gerekirken, 590 gün karşılığı 11.800 TL olarak belirlenmesi sisuretiyle sanığa eksik ceza tayini,
b-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararında, sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal etmesi karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.