Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2799 E. 2014/19314 K. 19.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2799
KARAR NO : 2014/19314
KARAR TARİHİ : 19.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, … fabrikası şirket müdürü olan katılan …’yu arayarak, kendisini başkomiser … olarak tanıtıp, emniyet müdürlüğü vakfı adına yardım parası topladıklarını beyan edip, 200 TL para talep ettiği, katılanın kabul etmesi üzerine sanığın bir gün sonra katılanın işyerine giderek kendisini başkomiser …’ın gönderdiğini beyan edip katılan …’den 200 TL parayı alıp merkez haber adlı gazeteye ilişkin tahsilat makbuzunu doldurup verdikten sonra işyerinden ayrıldığı, katılanın şüphelenerek emniyeti aradığı ve dolandırıldığını anladığı; sanığın bu kez Vatan Yem şirket müdürü olan katılan …’ü arayarak aynı şekilde kendisini başkomiser … ismiyle tanıtıp, emniyet müdürlüğü vakfı adına yardım parası topladığını beyan edip, randevu talep ettiği, katılan …’ün talebi kabul etmesi üzerine sanığın işyerine gittiği Ancak diğer katılan …’in katılan …’i aynı gün konuyla ilgili uyarması nedeniyle katılan …’in sanığın kendisini de dolandıracağını anlayarak, sanığı oyalayıp durumu telefon ile jandarmaya bildirmesi üzerine sanığın yakalandığının iddia edildiği olayda, sanık, tanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre sanığın katılan …’e karşı eyleminin dolandırıcılık suçunu, katılan …’e karşı eyleminin ise dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezaları alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezaları belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini ve 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; katılan … yönünden kurulan hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “100 gün” ve “2.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi; katılan … yönünden kurulan hüküm fıkrasından ise sırasıyla “100 gün”, “50 gün” ve “1.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine suretiyle “5 gün”, “2 gün” ve “40 TL” adli para cezası terimlerinin eklenmesi; yine hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.