YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19902
KARAR NO : 2014/12587
KARAR TARİHİ : 23.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıkların, % 62 özürlü raporu bulunan …’un ücretlerinden vergi indirimini sağlamak amacıyla Anka Grup Limited şirketinde çalıştığına dair sahte belge düzenleyerek İzmir Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne vermek suretiyle kullandıklarının iddia edildiği olayda;
1-Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ile katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a)…’un, yargılama aşamasında adresini bilmediği Anka şirketinde 3-4 gün temizlik ve çay işlerine baktığını, yazıhane gibi bir yer olduğunu, kendisine çalıştığına dair yazı verdiklerini belirtmesi ile Anka şirketinin muhasebe işlerini yapan tanık …’in beyanlarında, 2007 yılında şirketin faal olduğunu, 20-25 kişi çalıştırdıklarını, …’nin işe girişini kendisinin ya da sekreterlerden birisinin yaptığını, suça konu belgenin kendisi tarafından düzenlendiğini, imzanın ise şirket sahibine ait olduğunu beyan etmesi ve bilirkişi raporundan evraktaki yazıların tanığın eli ürünü olduğunun anlaşılması yanında …’nin okuma yazmasının olmaması ve işitme yeteneğinin büyük ölçüde azalması nedeniyle ilk etapta çalıştığı yeri bilememesinin mümkün olması karşısında, sanık …’ın belgeyi sahte olarak düzenlediğine ya da bilerek kullandığına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilmeden mahkûmiyetine karar verilmesi,
b)…’un Anka şirketinde çalıştığına dair düzenlenen belgenin sahteliği hususunun ispatlanamaması yanı sıra, özür durumu itibariyle ikinci derece sakatlık indiriminden yararlanma hakkı bulunan…’nin eksik kalan sigorta primlerinin SGK’ya yatırılmış olması nedeniyle herhangi bir zararının söz konusu olmaması ve kurumun denetleme imkânının devam etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, unsurları oluşmayan dolandırıcılık suçundan sanığın beraatı yerine, yazılı şekilde mahkûmiyetine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.06.2014 tarihinde karar verildi.