Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1068 E. 2014/15770 K. 30.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1068
KARAR NO : 2014/15770
KARAR TARİHİ : 30.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; … İlçe Emniyet Amirliği’ne yapılan ihbarda, … Cami önünde… plakalı aracın içerisinde bazı kişilerin olduğu ve etrafı gözetlediklerinin bildirildiği, bunun üzerine olay yerine İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli bir ekibin geldiği, araçtan sanık …’nun inerek kaçmaya başladığı, söz konusu aracın da hızla olay yerinden uzaklaştığı, sanık …’nun elinde 17.000 TL ile birlikte yakalandığı, olay yerinde bulunan şikayetçiler görevli polislere müracaat ederek 17.000 TL’nin kendilerine ait olduğunu, daha önce sanıkların şikayetçilere numune olarak bir altın verdiklerini, bunun üzerine kalan altınları almak istediklerini, ancak sanıkların kendilerini dolandırarak ellerindeki parayı aldıkları ve herhangi bir altın vermediklerini beyan ettikleri, yapılan kovuşturmada sanıklar … ve …’in kendilerinde gömü altını olduğunu iddia ederek dolandırıcılık yapma konusunda anlaştıkları, bu amaçla sanık …’nun kardeşinin askerlik ajandasından sanık …’ın mağdurlar … ve …’yı arayarak kendisini asker arkadaşları … … olarak tanıttıkları, … isimli saf bir yakınlarının olduğunu, onu tedavi etmek istediklerini, tarlada gömü altın bulduğunu, isterse onu satabileceklerini söylediklerini, … ilçesinde sanıklar ve mağdurların buluştuğu, sanıkların mağdurlara bir adet gerçek … altını verdiği, mağdurların bunu İstanbul ilinde bozdurdukları, gerçek olduğunu öğrenmeleri üzerine 20.000 TL karşılığında 815 adet daha altın almak için anlaştıkları, bu amaçla Gölhisar ilçesine geldikleri, burada kendisini … olarak tanıtan sanık … ile buluştukları, sanık …’in altının teyzesinin evinde olduğunu söylediği, birlikte teyzesinin evine mağdur … ile giderken sanık …’in mağdurun elindeki parayı alıp kaçtığı, sanık …’in polis ekibince takip sonucunda yakalandığı, kendisini … olarak tanıtan sanık …’ın ise bunun üzerine olay yerinden araçla kaçarak uzaklaştığı, sanıkların eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, sanık …’in mağdurlarca kendisine verilen parayı alması ile suçun tamamlandığı anlaşılmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, teşebbüs hükümlerinin uygulanmaması ve sanık …’in TCK’nın 157/1. maddesiyle belirlenen 1 yıl hapis cezasından, TCK’nın 50/1-a maddesinin uygulanarak gün para cezasına çevrildiği sırada, 365 gün yerine, 360 gün olarak belirlenmesi sonucu TCK’nın 52. maddesi uyarınca adli para cezasının 7300 TL yerine 7200 TL olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … ve sanık … müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 30.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.