Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2784 E. 2014/19321 K. 19.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2784
KARAR NO : 2014/19321
KARAR TARİHİ : 19.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, 2008 yılı Şubat ayında şikayetçi …’ın işlettiği kokoreçci dükkanından telefonla yiyecek siparişi vererek 100 TL para üstü getirilmesini istediği, siparişleri götüren …’ı yolda karşılayıp siparişlerini …Bijuteri’ye götürmesini, 100 TL’yi orada vereceklerini söyleyerek para üstü olan 91 TL’yi aldığı ve gittiği; sanığın 2008 yılı Mayıs ayında şikayetçi …’in işlettiği lokantadan telefonla yiyecek siparişi vererek 100 TL para üstü getirilmesini istediği, siparişleri götüren şikayetçiyi yolda karşılayıp siparişleri içeri götürmesini, 100 TL‘yi orada vereceklerini söyleyip para üstü olan 90 TL’yi aldığı ve gittiği; sanığın 24/05/2008 günü şikayetçi …’nin işlettiği pide salonuna gidip yiyecek sipariş vererek 50 TL para üstü getirilmesini istediği, siparişleri götüren …’ı yolda karşılayıp siparişleri içeri götürmesini, 50 TL’yi orada vereceklerini söyleyip para üstü olan 25 TL’yi almaya teşebbüs ettiği ancak tanık …’ın parayı vermemesi sebebiyle eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı; sanığın 29/05/2008 günü şikayetçi …’nun işlettiği lokantaya gelip yiyecek siparişi vererek 100 TL para üstü getirilmesini istediği, siparişleri götüren …’ı yolda karşılayıp siparişleri otelin ikinci katına götürmesini,100 TL’yi orada vereceklerini söyleyip para üstü olan 83,5 TL parayı aldığı sırada polis ekiplerinin sanığı suçüstü yakaladığının iddia edildiği olayda, sanığın tevilli ikrarı, tanık ve şikayetçi beyanları, olay ve teşhis tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre sanığın … ve …’e karşı eylemlerinin dolandırıcılık suçlarını; … ve …’ye karşı eylemlerinin ise dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, şikayetçi …’na karşı eyleminde servis elemanı olan …’ı aldatarak para üstü olan 83,5 TL parayı alıp menfaatine geçirmiş olması nedeniyle suçun tamamlandığı gözetilmeden, polisler tarafından suç üstü yapıldığı gerekçesiyle sanık hakkında teşebbüs hükümleri uygulanarak eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.